Başarıya Giden 77 Yol

Daha önceden de bildiğimiz gibi, yeni düşünce tarzı ve davranışlarla yeni nöronlar oluşturabiliriz. Aynı zaman­da başarıya ulaşabilmemiz için, beynimizi eğitebiliriz.

Güncel araştırmaların da ortaya koyduğu gibi, bey­nimiz değişkendir. Hangi etkinliği yapmak istiyor­sak beynimiz ona göre şekillendirilebilir. Bunu sa­dece teorik değil, aynı zamanda fiziksel olarak da yapabiliriz. Ancak bu, hangi düşüncelerin arkasın­dan gittiğimize ya da yeni edindiğimiz tecrübelere bağlı olarak değişir.

1 – YENİ HEDEFLERİNİZİN SONUÇLARINA ODAKLANIN

Daha önceden de bildiğimiz gibi, yeni düşünce tarzı ve davranışlarla yeni nöronlar oluşturabiliriz. Aynı zaman­da başarıya ulaşabilmemiz için, beynimizi eğitebiliriz.

Güncel araştırmaların da ortaya koyduğu gibi, bey­nimiz değişkendir. Hangi etkinliği yapmak istiyor­sak beynimiz ona göre şekillendirilebilir. Bunu sa­dece teorik değil, aynı zamanda fiziksel olarak da yapabiliriz. Ancak bu, hangi düşüncelerin arkasın­dan gittiğimize ya da yeni edindiğimiz tecrübelere bağlı olarak değişir. Bir süre Propositus (herhangi bir aksaklık olduğunda aile bireyleri arasında ilk dikkati çeken kişi, indeks vaka) hastalarına bilme­dikleri bir etkinlik yaptırıldı. Nasıl vücudumuzun diğer kaslarını spor yaparak geliştiriyorsak beyni­mizde de kullanılan bölümlerin hacim olarak büyü­düğünü ve kullanmadığımız bölümlerin ise küçül­düğünü gördük. Gerçekten beyinde kullanılmayan bölüm büzüşüp küçülüyor. Ayrıca beyinde yeni nöron bağlantıları oluşuyor, enerji akışı artıyor ve refleks-düşünce zinciri etkinleşiyor.

Belli bir süre yeni bir şey yaptığımızda ya da düşündüğümüzde, beynimiz bağlantıları değiştirme ve sorumlu olan nöron kısımları (akson ve dendritler) fonksiyonunu değiştirir.

Beynin, kendini tamamen değiştirebilmesi bağla­mındaki şaşırtıcı yeteneğine bilim, “esneklik” ismi­ni verdi.

Bizim için gerçekten büyüleyici olan, istediğimiz anda hayatımızda yeni bir gerçek yaratabilir olma­mızdır. Beynimiz, düşüncelerimize göre davranır ve ona göre nöron bağlantılarını oluşturur. Beynimiz tamamen yeni bir bağlantı oluşturabilir.

Belli bir süre, beynimizde kullanılmayan bölümleri, yeni bir düşünce tarzı ile eğitelim. Böylelikle geç­mişte edindiğimiz tecrübeler, gelecekte tamamen farklı olacaktır.

Ancak beynimizin kendini yeniden oluşturmak için zamana ihtiyacı vardır.

Eğer beyin sinirleri özel olarak uyarılırsa komşu hücreler de uyarılmış olur ve bu birkaç saniye içinde gerçekleşir. Önce “küçük bir yol” oluş­turulur ancak bu yolun işler duruma gelmesi ve bilgilerin yer değiştire­bilmesi için aradan bir gün geçmesi gerekmektedir. Max Planck Enstitüsünde çalışan nöro-biyologlar, yeni inşa edilen temas noktalarının bilgi alışverişi yapabilmesi için, nöronlarımızın 24 saate ihtiyacı olduğunu tespit etmişlerdir. Tabii ki, yeni öğrenilen bir şeyin anlaşılması zaman alır. İlk 8 saatte ilk önce küçük yansımalar oluşur. Sonraki süre içerisinde yapılandırmaya devam edilip edilmeyeceğine karar verilir.

Yeni bilgilerin kalıcı olmasını istiyorsak hedefe yö­nelik sıkça tekrar yapmamız gerekir. Bu bir öğren­me sürecidir ve sadece tekrar yaparak pekişir.

Bu sebeple bugüne kadar alışılagelmiş davranışla­rımızı gözden geçirip, kazanmak istediğimiz yeni davranışları bir süre tekrar etmemiz gerekir. Pratik yaptıkça mükemmele kavuşuruz

 

 Olumlu Telkinler

  • Hayatımı her gün yeniden değiştirebilirim.
  • Hayatıma yeni olanı almaya ve ona sürekli odaklı kalmaya karar verdim

Ödev

Günlük hayatında yeni alışkanlıklar oluşturma­ya karar ver. Bu ne olabilir? Bugün bir tane bul.

 

2 – İSTEKTE BULUNABİLMEK İÇİN ÖNCE KARAR VERMEK LAZIM

 

İstekli olmak neden bu kadar önemli? Ancak bir şeyi gerçekten istersek onu yapabilmek için çaba gösteririz. Hepimizin bildiği bir söz: “İstek ve iradenin olduğu yerde sonuç vardır.” İstek, enerji ve güç içerir. Amaca yönelik istekler önemlidir. Amaca yönelik isteklerde beynimiz belli aktivitelere yönlendirilir. Ancak karar verdikten sonra gerçekten odaklanabiliriz. Karar vermediğimiz sürece enerjimiz harekete geçmez. Eğer kesin hedefler koyarsak, beynimiz dopamin; diğer bir deyişle vücutta doğal olarak üretilen nöro-transmitter ve nöro-hormonu üretir. Bu maddenin bizim psikolojimiz üzerinde olumlu ve olumsuz etkileri vardır. Dopamin, mutluluk hormonunun (serotonin) salgılanmasına etki eder. Dopamin, odaklanmayı, zevk almayı, kendimizi iyi hissetmemizi, mutluluk duygusu için gerekli motivasyonu ve ödüllendirilmiş gibi hissetmemizi sağlar. Böylelikle isteklerimizi yönetir.

Hedef belirlediğimiz takdirde, çok daha kolay motive olabildiğimizi görürüz. Motivasyon çok önemlidir çünkü amacımıza ulaşmak için gerekli olan heves ve hazır bulunma durumu bizi etkiler, isteği­miz sanki gerçekleşmiş gibi içimizi sevinç kaplar. Karar vermek, bir şeyi bitirmek demektir. Bitirece­ğini bildiğin bir şeyi yapmaya hazır olur, yaparken zevk alır ve tutkulu bir şekilde gayret gösterirsin. Hedefimizi gözümüzde canlandırdığımız takdirde tüm engeller aşılmış olur.

Bir şeyi istemeden önce, kesin kararlar almalı ve hedefler belirlemeliyiz. Eğer hedefe ulaşmak isti­yorsak belirli yön noktalan gerekmektedir. Nereye gitmek istediğimizi bilmemiz gerekir. Aksi takdirde sadece gitmek isteriz ve şu anki hedefimizi hayata geçiremeyiz. Sadece bu­lunduğumuz yerden gitmek istememiz nedeniyle hedef­siz yola çıkarız ama nereye gideceğimizi bilemeyiz.

Rotası olmayan gemiye hiç­bir rüzgâr yardım edemez.

Örneğin zayıflamak mı is­tiyoruz. Hedefimiz daha az yemek ya da daha sıkı bir antrenman olmamalı, aksi takdirde hedefimizde uzun süre sabit kalamayız. Za­yıflayabilmek için zihinsel güç ve irade oluşturmak gerekir ki uzun süreli ve etkili olabilsin.

Sporcuların davranış performanslarını araştırırsak performansı düşük ve performansı yüksek insanlar arasındaki farkın; açık ve odaklı hedefler olduğunu görürüz.

Eminim, sporcuların bir daire oluşturarak birbirle­rini “Bunu başaracağız!” diye motive ettiklerini gö­zünde hayal edebiliyorsun.

“Başarabilirsin” düşüncesinden başka hiçbir şey se­nin kararını değiştiremez. Bununla birlikte her bir sporcu hedefini belirlemeden önce seçimini yapar ve neyi başarmak istediğini bilir.

 

Olumlu Telkinler

  • İsteğim açık. Bana açılan kapılara yönelirim.
  • Eğer bir şeyi çok istiyorsam çıkış yolu da mut­laka vardır.

Ödev

  • Not defterine, kendinle ilgili yaptığın bir anlaşmayı yaz. Örneğin: “Bugün kendimle…… anlaşmasını yapıyorum.”
  • Hedefini oldukça net ve açık tarif et.
  • Bu karar anı senin hayatında bir dönüm nok­tasıdır. Bu karar senin için küçük bir kutlama niteliği taşıyacak.

 

 3 – YARADILIŞIN TÜM İHTİMALLERİNE KENDİNİZİ HAZIRLAYIN

 

Müzmin realistlerden “Ancak görebildiğim şeye inanırım” gibisinden cümleler duyarız. Onlar için gerçekten başka hiçbir şeyin geçerliliği yoktur. Gerçek, bizim algıladığımızdan çok farklıdır. Duyu organlarımız yoluyla etrafta olup bitenlerin sadece %8’ini algılayabilmemiz, bilimsel gerçeklerle bi­zim algıladıklarımızın çok farklı olduğunu göster­mektedir. Hatta sadece biyolojik açıdan görmemiz nedeniyle gerçeklerin tamamını algılayanlayız. As­lında gerçeğin %92’sinin var olduğunu bildiğimiz hâlde algılamamızı kapatıyoruz. Sanki yokmuş gibi yapıyoruz. Hâlbuki biz yok saysak da gerçekler var.

Öncelikle bizim algıladıklarımız her zaman gerçeği yansıtmaz. Sonuç olarak fiilî gerçekler yerine kişi­sel, sınırlı algılarımıza güveniriz. Algılayamadığı­mız hiçbir şey bizim için yoktur.

Peki, duyularımız sayesinde algıladıklarımız ne ola­cak? Bu algıladığımız, gerçeğin sadece %8’ini kap­sasa da sonuçta günlük olarak milyonlarca gerçek bizi etkiliyor. Bu sebepten dolayı beynimiz tamamı­nı algılayıp işleme koymuyor. Aksi takdirde bu du­rum beynimizin kapasitesini aşardı. Beyin, tanıdık ve daha önce yaşanmış olaylarda hemen bağlantıyı kesiyor. Neden her yaklaşan arabada komaya basıp alarma geçsin? Tanıdığımız birçok şey de otomatik olarak, farkında olmadan arka plana atılır ki daha önemli yeni şeylerle ilgilenme fırsatı bulalım.

Bizim için gerekli olmayan şeyi önemsemiyoruz. Bu, şu anlama geliyor: Biz farkında olmadan bey­nimize, saniyede 11.000 izlenim kaydediyoruz ve bunun farkında değiliz. Bilinçli olarak ise sadece 9 veya 10 izlenim kaydediyoruz. Tüm algıladıkla­rımızın arta kalan yüzde 8’ini bilinçli algılıyor ve sadece bunu gerçek olarak düşünüyoruz. Bizim ya­şadığımız gerçek, asıl var olan gerçeğin çok küçük bir parçasıdır.

Dünyayı tamamıyla algılayamayız. Günlük bazda bilinçli ya da bilinçsiz olarak neyi algılayacağımıza karar veririz ve beynimizi ona göre yönlendiririz. Bunun dışında hiçbir şey bizim için gerçek değildir. Eğer bir şeyleri uzun süre algılarımızdan çıkarmış­sak bir süre sonra, bunun başkaları için de var olmadığını düşünürüz. Ancak hayatımıza yeni gerçekleri almak istediğimizde ne yapmalıyız?

Öncelikle bizim algıladığımızdan çok daha fazlası­nın olduğunu fark etmeliyiz.

İkinci olarak; dikkatimizi istediğimiz alana yönelt­meliyiz. Neye odaklanırsak o bizim gerçeğimiz olur. Dikkatimizi yeni şeylere odaklar ve yönlendirirsek ilgimizi çeken de o yeni gerçekler olur. Bu da bizim yeni gerçeğimiz hâlini alır.

 

 

Olumlu Telkinler

  • Kendimi yeni gerçeklik ihtimaline açıyorum.
  • Benimkinden daha geniş kapsamlı beyinler ol­duğuna inanıyorum.

Ödev

  • Algılarını geliştirdiğinde neler olabileceğini hiç düşündün mü? Alışılagelmiş davranışlarım de­ğiştirmeye ve farklı tecrübeler edinmeye çalış.

 

4 – EN İYİSİ ÖNCE KÜÇÜK İSTEKLERLE BAŞLA, SADECE BAŞLA

 

İlk başarılara nasıl ulaşırız? Tabii ki küçük istek­lerle bunu yapabiliriz. Neden? Büyük isteklerle olmaz mı? Elbette olur ancak küçük isteklerde yo­ğunlaşmak, olayı oyunlaştırıp zevkli hâle getirmek ve hedefe yönelik motive olmak daha kolay olur. Seçtiğimiz konuda, “Doğru İstersen Olur” kitabın­da bahsedildiği gibi hedefe yönelik düşünmeliyiz. Bizim için daha az önemi olan ve kaybetmekten korkmadığımız şeyler için daha az endişeleniriz. Öte yandan bizim için çok önemli olmayan şeylerin gerçekleşeceğine daha kolay inanırız.

İsteklerimizin gerçekleşmesi için güven çok önem­lidir. Güven, isteği oluşturur.

“Güven ve istek” her ikisi de doğru inanmamızı sağlamak için gereklidir. Hatırlarsan: İnandıkları­mız, dünyamızı oluşturur.

Güvenmek başlangıçta o kadar kolay olmuyor çün­kü ruhumuz, beynimizi bazen boykot edebiliyor. Beynimiz bugüne kadar edindiği tecrübelerle hare­ket eder ve bizi isteğimizin| gerçekleşmeyeceğine inandırmaya çalışır. Beynimiz her şeyin daha iyi olabileceğini henüz bilmiyor. An­cak olumlu her tecrübe, olumlu her olay, beynimizi ve bakış açımızı değiştirebileceğimizi gösteriyor. Başaracağımıza bizi ikna ediyor. Sonuçta beynimiz eğitilebiliyor.

Başarıdan başka hiçbir şey daha başarılı olamaz çünkü başarı, başarıyı getirecektir.

Beynimiz, sadece gördüğü ve dokunma yoluyla hissettiği şeyleri gerçek olarak algılar ve anlar. Bu sebeple beynimiz mucizelere açık değildir hatta sürekli olarak tesadüfleri, değişiklikleri engellemeye çalışır. Beynimizin görüşüne uymayanlar, alıştığı filme hiç benzemeyen yeni bir film gibidir.

Beynimizin bir şeye izin vermesi ya da bir şeyleri engellemesi, tamamen bizim hayal etmemize bağlıdır. Bugüne kadar edindiğimiz tecrübeler sonucun da, farkında olmadan büyük ve önemli isteklerin gerçekleşmeyeceğine inanageldik.

Buna karşın küçük istekler, tesadüfte olsa arada bir gerçekleşebilir diye düşünürüz. Bunu aynen bozuk saatin bile günde iki defa doğruyu göstermesine benzetebiliriz. Küçük isteklerin güzel tarafı ise bir sonraki küçük isteklerimize cesaret vermesidir. Küçük isteklerimiz gerçekleştikçe, beynimiz açıklayamadığımız bazı olayların da gerçekleşebileceğini fark eder. Bu duruma uyum sağlar ve bu yeni bakış açısını ve yeni dünyayı kabullenir. Beynimiz: “Eğer bu doğru ise, daha büyük isteklerde de bulunabilirim” diye düşünür.

Gerçekleşmiş küçük isteklerimiz sayesinde beynimizi hedef odaklı düşünebilme ihtimaline inandırabiliriz.

İşte tam yapmak istediğimiz bu. Aynen küçük isteklerimizin bizi yormadan, çok kolay bir şekilde gerçekleşmesi gibi büyük isteklerimizin de aynı şekilde gerçekleşmesini istiyoruz. İşte bu yüzden önce küçük isteklerle beynimizi eğitiyor ve büyük istekler için tecrübe kazanıyoruz.

 

Olumlu Telkinler

  • Hedefime kavuşmam çok kolay çünkü hede­fim ve ben bir bütünüz.
  • Zihinsel gücüme güveniyorum.

Ödev

  • Hangi “küçük” isteklerini eğlenerek alışkanlık hâline getirdin ve bunların hangileri günlük o- larak gerçekleşiyor? En sık kullanılan park ye­ri isteği mi, kuyruk beklerken ilk sırada olmak mı, yoksa en sevdiğin restoranda cam önünde bir masa mı?
  • Her gün “küçük” bir istekte bulunmayı alışkan­lık hâline getir. Bunun gerçekleştiğini gördükçe hayatını kendin yönettiğini fark edeceksin.

 

5 – İMKANSIZ OLAN, BİZİM İMKANSIZ OLARAK GÖRDÜKLERİMİZDİR

En modern beyin araştırmacılarının da onayladıkları gibi; düşünce gücümüzü, inancımızı ve duy­gularımızı rehber edinerek değiştirmek istediğimiz her şeyi değiştirebilir ve istediğimiz gibi bir hayata sahip olabiliriz. Düşüncelerimizle vücudumuzu yö­netebiliyoruz hatta DNA üzerinde bile etkili olabili­yoruz. Düşüncelerimiz sayesinde sülün gibi harika bir vücuda sahip olabilir ve hastaysak iyileşebiliriz.

Beyin araştırmacılarının yeni keşiflerine paralel olarak; düşüncelerimiz, beynimiz ve vücudumuz arasında yoğun etkileşim olduğunu ve düşüncelerimizle vücudumuzu değiştirebileceğimizi biliyoruz.

Biyo-kimyasal süreçlerin vücudumuza ne gibi etkiler yaptığını, korku durumunu ele alarak açıklaya­lım. Uzun süre korku yaşadığımızda, bundan psiko­lojimizin olumsuz etkilendiğini görürüz. Bu durum kronik hastalıklara, kas ağrılarına ve bunun gibi başka fiziksel rahatsızlıklara yol açar.

Beyin araştırmacıları, beyin gücümüzle yapabileceklerimizi daha detaylı inceledi ve beyin gücümü­zün birçok şeyle etkileşime girdiğini ispatladı. Uzun süre aynı duyguyu hissedersek bununla ilgili olan sinir hücresi beyinle bağlantıya geçiyor. Beynimiz kendini yeniden yapılandırıyor ve bize farklı hor­mon ve nöro-transmitter salgılıyor. Bu salgılanan maddeye katekolamin deniliyor. Kalıcı olarak oluş­turulan katekolamin, organların yapılarını ve fonk­siyonunu değiştirir. Bunun anlamı ise; beynimizin sıkıntılarımız, korkularımız, sevinçlerimiz ve keyfi­mize göre davranmasıdır. Yani beynimizin yeni ka­tekolamin salgılaması sonucunda, hissettiklerimiz ve tecrübelerimize göre vücudumuz değişim yaşar.

Hatta bu uyarıcı maddeler sayesinde hücrelerimizi bile değiştirebildiğimiz anlaşılmıştır.

Beynimizin yaydığı nöro-transmitter nitelikli dopa- min maddesinin etkisiyle üretilen ve stres hormonu olarak bilinen Kortizol (Böbrek üstü bezinin kabuk bölgesinde üretilen, vücudun strese gösterdiği tep­kiyle ilişkili bir kortikosteroid hormondur.) sürekli endişeli olmamızdan ve korku hissetmemizden so­rumludur.

Hatta beynimiz bu şekilde başka DNA iplerini, inaktif zen parçalarını aktifleştirerek tüm DNA dizilerini kapatma ya da halojen birleşikler oluşturma gücüne sahiptir. Beynimiz; duygularımız, düşüncelerimiz ve tecrübelerimiz sayesinde hücrelerimizin yapı ve işlevini değiştirebilir. Korku duygusundan kurtulup başka bir duyguya kapıldığımızda beynimiz vücu­dumuzu yeniden yapılandırıyor.

Farklı düşündüğümüzde, değişik duygular hisset­tiğimizde ve yeni tecrübeler edindiğimizde bey­nimizin yardımıyla farklı bir algılama oluşur ve vücudumuz duygularımıza göre kendini yeniden yapılandırır. Öte yandan beyin gücümüz sayesinde yeni olayları yaşantımıza çekeriz.

Eğer biz istersek yaşantımız tamamen değişebilir.

 

Olumlu Telkinler

  • Değişiklikler için hazırım.
  • Hayatıma yeni duygu ve düşünceleri davet ediyorum

 

Ödev

  • Bu hafta, her zaman yaptığından farklı bir şey yapmaya karar ver.
  • Kendine sor bakalım, her zamanki gibi alış­kanlıkların doğrultusunda davransaydın “Bu sefer neyi farklı yapardın?”

 

6 – ESKİ VE OLUMSUZ DÜŞÜNCE KALIPLARININ FARKINA VAR

 

Hayatımızda yaşadığımız olumsuz tecrübeler kendimizi geliştirmede bize engel teşkil edebilir ve far- kında olmaksızın aniden frene basmamıza neden olabilir. Eğer hayatta başarılı olmak istiyorsak, bilin­çaltına attığımız olumsuz düşünceleri ortaya çıkarıp onu olumlu düşünceye transfer etmemiz gerekir.

Bunu iki adımda yapabiliyoruz. Öncelikle bilinçaltındaki düşünceyi bulmalıyız. Çoğunlukla bu tür sabote düşüncelere sahip olduğumuzun farkında değilizdir.

Eski düşüncelerimizin farkına varmanın çok kolay bir yolu var. Kendimiz hakkında ne düşünüyorsak, örneğin “Çok yavaşım, aptalım, şişmanım. Çok çir­kinim. Diğer tüm insanlar benden daha akıllı, daha hızlı, v.s…” hepsini bir kâğıda yazalım.

Çocukluğunda başkalarının sana söylediği sözleri ve suçlamaları da yaz. Yani senin duymak zorunda olduğun o korkunç suçlamaların, aşağılamaların ve kırıcı cümlelerin hepsini yaz. Örneğin “Sen bunu yapamazsın! Bunun için çok salaksın! İşe yaramaz adam! Bu halinle hiçbir zaman bir eş bulamazsın!” hatırladığın bu tür cümleleri yazarken kendine karşı ne kadar dürüst olursan o kadar çok şeyi su yüzüne çıkarırsın.

Bunları yazdığında çok fazla keder veya savunma duygusu su yüzüne çıkabilir. Geçmişle ilgili böyle olumsuzluklar duymak tabii ki hoşumuza gitmez. Bu durum oldukça doğaldır. Geçmişte yaşanmış ve çoktan unuttuğumuzu düşündüğümüz olayları ya­zarak hatırlamış ve gömdüklerimizi tekrar sahneye çıkarmış oluruz. Yazdıklarımızı daha yalandan ve dikkatli incelersek, bunların içimize işleyen ve as­lında unuttuğumuzu düşündüğümüz olaylar ya da sözler olduğunu fark ederiz.

Hayatımızda önemli yeri olan insanların düşünce­lerini gerçek olarak algılarız. Aslında gördüğümüz şey gerçek değil, o insanların olaylara bakış açısıdır. Hayatımız boyunca bir türlü engelleyemediğimiz yetersizlik duygusunun kaynağında da bu durum vardır ve çoğu kez biz bunun farkında olmayız.

Bu düşüncelerden ya da tecrübelerden birini önüne al. Gözünü kapat ve “Bunu kim söyledi?” sorusunu kendine sor. Bir süre sonra senin çoktan unuttuğun bir resmin gözünün önüne gelmesi seni şaşırtabilir. Büyük bir ihtimalle senin tespit ettiğini düşündükle­rinin, annen ya da baban tarafından oluşturulduğu­nu göreceksin. Eğer düşüncemizin bize ait değil de başkalarının fikri olduğunu fark edersek kendimizle ilgili bakış açımız değişir. Kendimizle ilgili daha önce düşündüklerimizden eskisi kadar emin olma­yız. Bu çok iyi bir sonuçtur çünkü olumsuz emir cümlelerinin gücünü azaltır ve biz de böylelikle bir sonraki adıma başlayabiliriz.

 

Olumlu Telkinler

  • Eskiye dair tüm olumsuz düşüncelerimi bıraktım.
  • Kendimi, eski bayatlamış tecrübelerimden arındırıyorum.

Ödev

  • Geçmişe dair kötü deneyimler ve olumsuzluk­ları tamamen sildiğine emin olana kadar, yazılı olarak yaptığımız çalışmayı haftada iki defa tekrarla.

7 – İNANDIĞIN ESKİ VE OLUMSUZ KALIPLARI DEĞİŞTİR

Çocukluğumuzdan getirdiğimiz olumsuz düşünce­leri bugüne kadar taşıdık. Şimdi doğru olanı fark ettiğimize göre alışılagelmiş çemberden çıkabiliriz. Eski olumsuz örnekleri değiştirme şansına sahibiz. Tüm bunlardan kurtulmak istediğimizi söyleyece­ğiz. Bunu ikinci adım olarak yapacağız.

İşte size bir yol: Daha önce bize söylenen olumsuz sözlerin çocukluk dönemimize denk geldiğini göz önünde bulundurursak bunların aslında gerçek an­lamda söylenmediğini, çocuk olmanın merakı ve hareketli yapısının karşı tarafta yarattığı bir anlık kızgınlıkla söylendiğini düşündüğümüzde bizi etki­leyen bu olumsuz cümlelerden ve anılardan kurtul­mamız kolaylaşır.

Seni eleştiren ve kıran kişilerin bu tür sözleri bilerek ve kırmak isteyerek söylemediklerine kendini inan­dır. Aslında kendi kızgınlıklarından, kendileriyle ilgili bir sorundan kaynaklanan bir anlık öfkeyle söylendiğini düşün ve kendine bunu anlat. Belki bu kişi o anda sıkıntılıydı, eşiyle problemi vardı, belki maddi sıkıntılar yaşıyordu, belki de aşırı yorgunluk­la, kendi sorunlarıyla uğraşıyordu. Sana da bu se­bepten patlamış olabilir.

Her ne olursa olsun, sonuçta senle alakası yoktu.

Bunları fark ettikten sonra, içimizde biraz burukluk hissedebiliriz. Başkalarının bizim hayatımızdaki olumsuz etkisini fark etmek tabii ki zevk vermez. Ancak bunu fark ettiğimize göre, hayatımızı değiştirmek elimizde.

Seni etkileyen cümleleri yazdın, şimdi sıra o olum­suz cümleleri olumluya çevirmeye geldi.

Örneğin: ”Bunu yapamazsın!” cümlesini, “Ben istediğim her şeyi yapabiliyorum!” olarak olumlu hâle dönüştürebilirsin. Ya da: “Hiçbir zaman bir koca bulamazsın!” yerine “Ben her erkek için bir armağanım!”; “Hiç çekilmezsin!” yerine “Ben harikayım!”; “Sen çok şişmansın!” yerine “Kendimi ol­duğum gibi seviyorum!” gibi cümleler getirebiliriz.

İsteğini söyleme şeklinde biraz değişiklik yap. İstekleri sipariş ederken en doğru biçim; senin o cümleyi söylerken ne hissettiğin ve ne duymak istediğindir. Daha sonra kalbin sana doğru olanı hisset­tirir ve kendin için doğru olanı bulursun.

Olumsuz cümleleri, biraz derinlik katarak olumlu yapabiliriz. Beynimiz kendini yenilemeye başlar. Bugüne kadar bizim doğru olarak değerlendirdiklerimize alternatif bir şeyler olduğunu öğreniriz. Kendimiz hakkındaki düşüncemizi değiştirdiğimiz anda, kendimizi de değiştirmiş oluruz.

Bu alıştırma çok basit gibi gözükse de, bir o kadar da etkilidir. Araştırmacılara göre, beynimizi olumluya yöneltmek için en fazla 21 gün gereklidir. Beynimiz 21 gün içerisinde istediğimiz alanda kendini tekrar yapılandırmaya başlar ve istediğimiz yeni alana uza­nan otomatik düşünce zincirleri oluşturur. Bu yüz­den, olumlu telkin cümlelerini ve isteklerimizi en az 3 hafta boyunca tekrarlayıp o cümlelere odaklanalım.

Seni eğlendirecek küçük bir öneri: Daha önce yaz­dığın olumsuz cümleleri yakmaya ne dersin? Bunu yaparken seni üzen o cümlelerden ve duygulardan kurtulduğunu hisset. Bu olumsuz cümlelerle ilgili tüm duygularından arın.

Eski olumsuz duygulardan oluşan boşluğa ise yeni olumlu düşüncelerden oluşan olumlu telkin cümle­lerini doldur. Olaya konsantre ol. Yeni olumlu duru­mu içinde hissederek bu koşullar altında oluşacak mutluluğa ve güce odaklan. Kendini bu düşünce ile bütünleştir. Olumsuz cümlelerin etkisinin azaldığını ve olumsuz düşüncelerin yok olduğunu hisset.

Yeni olumlu telkin cümlelerini net ve yüksek sesle söyle ve bu senin yeni düşünce tarzın olsun. Kendi­ni yeni düşünce tarzına ne kadar çabuk adapte eder­sen o rezonans alanına o kadar hızlı girersin.

Olumlu Telkinler

  • Gerçekte olduğum gibi iyiyim.
  • Geçmişteki olumsuzlukları terk ediyor ve ken­di tercihlerimi yaşıyorum.

Ödev

  • Eski, olumsuz cümle kalıplarını, yeni ve olum­lu cümlelerle değiştir. Bunu hemen bugün yap.

8 – İSTEK CÜMLELERİNİN İÇİNDEN “DEĞİL” ve “YOK” KELİMELERİNİ KALDIR

İstekte bulunurken kullandığımız sözcükler çok önemli olduğundan, içinde olumsuz kelimelerin bulunmaması gerekir. Düşündüğümüz ya da söylediğimiz sözcükler beynimizde canlanır. Bu sebeple beynimiz olumsuzlukları, “değil, yok” gibi sözcük­leri ve “-me, -ma“ gibi olumsuzluk eklerini algıla­maz. Beyin, kelimeyi kendi istediği gibi algılar.

Bunun nasıl olduğunu küçük bir örnekle açıklayayım: Gözlerini kapat ve çikolatayı düşünme. Ne gördün? Tabii ki çikolata gördün. Çikolata tam senin beyninde, arkada gözünün önünde duruyor. Eğer çikolatayı seviyorsan, büyük ihtimalle ağzının suyu da akıyordur. Buna engel olamayız, gerçekleşmemesini sağlayamayız. Biz aslında bir şeye “yaklaşmak” değil sadece bir şeyden “uzaklaşmak” istiyoruz.

Bu şekilde ulaşmak istediğimiz bir hedefimiz olamaz, tam tersine, olmasını istemediğimiz şeyleri düşünür ve onları gözümüzde canlandırırız.

“Değil” ve “yok” kelimeleri ve olumsuzluk ekleri çoğunlukla olmasını istemediğimiz olayları gözümüzün önüne getirir ve böylece tam tersine, isteme­diklerimiz gerçekleşir.

“Ben fakir olmak istemiyorum.” cümlesinde mantıken fakirlik korkusu vardır. Bu durumda fakirlik ile alakalı ne varsa aklımıza gelir ve bununla ilgili korku ve üzüntü hissederiz. İşte bu korku duygusu, iyi olamama duygusundan daha yoğundur.

“Ben fakir olmak istemiyorum.” cümlesinde imrenilecek hedef yoktur. Sadece olumsuz durum gö­zümüzün önüne gelir. Bu olumsuzluğu hisseder ve olmasından korkar, tedirgin oluruz.

Fakirliği hiç istemediğimiz hâlde, beynimizde ve duygularımızda bununla ilgili bir resim oluşur.

Biz her zaman sadece bir şey oluşturabiliriz ama olmayan bir şeyi oluşturamayız hatta “oluşumu engellemekdüşüncesinde bile olumsuzluk vardır.

Bir şeyi reddetmek ya da engellemek mümkün ol­muyor ancak bunun tersini yapabiliriz. Öyleyse olumlu beklentilerle meşgul olabiliriz.

Dikkat edersen, gün boyunca aklımıza birçok olumsuz istek geliyor ve bunları dile getiriyoruz. Örne­ğin: “İşsiz kalmak istemiyorum, kaza yapmak isle­miyorum, terk edilmek istemiyorum, hasta olmak istemiyorum, böyle bir şey bir daha asla başıma gelmemeli…”

Ne tür isteklerin daha ağır basıyor? Olumlu istekler mi? Yoksa alışkanlıklara bağlı olarak olumsuz isteklerde mi bulunuyorsun? Bunları düşün.

Bazı isteklerimizin neden yanlış anlaşıldığım belki daha iyi anlamışsındır. Aslında yanlış teslimat yok. Hatta teslimat tam istediğin gibi olur. Sen farkında olmadan öyle istiyorsun.

Sen sadece, Evren’e isteğini düşündüğünden farklı olanı iletiyorsun. Yapmamız gereken; “değil”, “yok” ve olumsuzluk eklerini hayatımızdan çıkarmaktır.

 

Olumlu Telkinler

  • İsteklerimin ve hedeflerimin peşindeyim.
  • Düşüncelerim, yaptıklarım ve söylediklerim her zaman olumludur.

Ödev

  • İsteklerini dikkatli incele. İsteğinin içerisinde, senin farkında olmadığın olumsuz kelime ya da ek var mı? Tüm kelimeleri olumlu sözcük­lerden seç. Gerçekte ne istiyorsan sadece ona odaklan. Hayatında neyin olmasını istiyorsun?

9 – İSTEKLERİNİ ŞİMDİKİ ZAMANDA FORMÜLE ET

Aklımıza, bu kuralı uygulamak oldukça zor gelir. Henüz gerçekleşmemiş bir şeyi olmuş gibi yapmak gerçekten kolay değil. Tabii ki bu duruma aklımız karşı koyacaktır. Buna rağmen bunu yapabilmek çok önemlidir.

Her oluşturulan istek, beynimizde belirli bir görüntü oluşturur. Bu görüntüler sayesinde de ikna olur ve hayatımızı düzenleriz. İsteklerimizi gelecek zaman biçiminde formüle edersek o istekler hep gelecekte kalır çünkü bilinçaltımız o şekilde biçimlenir.

İstekte bulunurken yapılan en büyük hata, isteğimi­zi yanlış kelimelerle formüle etmemizdir. Söylemek istemediğimizi, yanlış kelime kullanımları çerçeve­siyle Evren’e iletmiş oluyoruz. Bazen öyle oluyor ki, bulunduğumuz durumdan kurtulmak yerine, yaptıklarımızla bu durumu pekiştiriyoruz.

Örneğin çok para mı istiyorsun? Bu bağlamda “Zen­gin olmak istiyorum” cümlesi yanlış formüle edil­miş bir cümledir çünkü “Zengin olmak istiyorum” durumunu zaten biliyoruz. Bu “bir şey isteme” hâlidir ama “bir şeye sahip” olma durumu değildir. Bu cümleyle sadece olumsuz durumu sabitleriz.

“Zengin olmak istiyorum” dediğimizde zengin olmayı isteme durumu zaten mevcut oluyor. “Biz zen­giniz. Bugün de yarın da gelecekte de zengin olmak istiyoruz” dediğimizde hep aynı konumda kalırız,

“Bir şeyler istemek” yerine “bir şeyler olmak” du­rumunu yaratmak gerekir. Doğru isteme şekli: ”Hayatımdaki zenginliğe hazırım” ya da “Zengin ve mutluyum” olmalıdır. Cümlemiz “Zengin olmak istiyorum” yerine “Zenginim” olmalıdır.

Kısa bir süre sonra beynin, bilinçaltın ve rezonans alanın, istek ve taleplerinle mevcut durumunu karşılaştırır.

Bunun için çok ilginç bir ifade var: “Eselsbrücke” (öğrenmekte zorlananlar için kodlama). “Evren her şeye evet, der”. Eğer Evren’den “istemek” ile ilgili bir istekte bulunursak o hayatımızda istemeyi ger­çekleştirir. Eğer isteğimiz gerçekleşmiş gibi yapar­sak, Evren de bizim isteğimizin gerçek olduğunu düşünerek isteğimizi kendi gerçeğimize dönüştürür.
Ne hisseder ve ne düşünürsek o kendine göre bir rezonans oluşturur ve algılarımızla isteklerimizi aynı yörüngeye sokar.

Şu andan itibaren isteklerimizi gelecek zamana yön­lendirmeyelim. Sadece şimdiki zamanı kullanalım.

Başlangıçta bunu yapmakta zorlansan da, isteğini formüle ederken kendi içinde ne gibi bir resim çiz­diğine dikkat et.

Olumlu Telkinler

  • Bedensel ve ruhsal yönden zenginim
  • Uyumlu bir beraberlik içerisindeyim.

Ödev

  • Bugün birden fazla “Ben ……im.” kalıbını kullanarak istekte bulun. Aklını bu yeni isteme şekline alıştır.

 

10 – KENDİNE ZAMAN TANI VE İSTEKLERİNDEN VAZGEÇME

 

Herkesin kendi hakkında azda olsa fikri vardır. Bu fikirler, genelde pek olumlu olmaz. Kendimizle ilgili düşüncemiz tecrübelerimizden oluşur. Temel ola­rak çok yavaş olduğumuzu ya da yeteri kadar güzel ve akıllı olmadığımızı düşünürüz.

Düşüncelerimize karşı koyamayız. Düşüncelerimiz aklına eseni yapar, bildiğini okur. Tek çözüm ise düşüncelerimizi transfer etmektir. Eğer düşünceleri­miz değişirse tüm hayatımız da değişir ancak gerek­li değişim için beynimizin zamana ihtiyacı vardır. Bu sadece bir öğrenme taktiğidir. Düşünceler sık tekrarlarla beynimizde kalıcı olur. Bu kitapta bah­settiğimiz kuralları sürekli tekrar etmenizi tavsiye ederim. Yeni isteklerimizi tutarlı bir çalışma saye­sinde eski, hatalı isteklerimizle değiştirebiliriz.

Hatta beynimiz eski düşünceleri unutabilir. Nöro­loglar bunu ispatlamıştır. Bu, şu demektir: Bugüne kadar içimizde sakladığımız olumsuz düşünceleri tamamen yok edebilir ve onları yeni, olumlu düşün­celerle değiştirebiliriz.

Hayat görüşümüzü, her an isteyerek ve bilinçli olarak değiştirebiliriz. İstenilen hedefe ulaşmak için sadece biraz zaman, sabır ve istikrar gerekiyor. Sadece o zaman beynimiz yeni bağlantılar kurar. Ha­yatımızı değiştirebiliriz. Kendin hakkında ne kadar olumsuz düşünürsen düşün, bir çıkış yolu mutlaka vardır. Yeni düşüncelerin beynine tamamen kazınana kadar tekrar et. Bu yeni düşüncelerimize zaman ve mekân tanımalıyız ki onlar hayatımıza girebilsin. Çünkü mucizeler, sadece olumlu düşünceler sayesinde gerçekleşir.

Düşüncelerimizi, hedefimizle uyumlu hâle getirmeli ve onları benimsemeliyiz.

Olumlu telkinler isteklerimizi, kendi tercih ettiği­miz şekilde yönlendirmemiz için iyi bir yoldur. An­cak bu kitapta anlattığım başka birçok seçenek daha var. Önemli olan isteğimizle uyum içinde olmamız ve onları sürekli tekrar edip beynimizi sü­rekli bu düşünceyle meşgul etmemizdir.

İsteğimizle ne kadar çok ve yoğun biçimde meşgul olursak vücudumuza ve bilinçaltımıza gönderdiği­miz enerji o kadar yüksek olur.

Olumlu Telkinler

  • Hedefimi eğlenceli ve kolay bir şekilde belirlemeyi seviyorum.
  • Hedefimin her zaman aklımda oluşu beni rahatlatıyor.

Ödev

Kendine bir hedef belirle ve hedefine odaklan. Sabırlı ol. Beynindeki değişimleri gözlemle ve beyninin sana sunduğu imkanlara dikkat et.

 

Başarıya Giden 77 Yol

Pierre Franckh

Reklamlar
Tagged with: , , , , , , ,
Kuantum kategorisinde yayınlandı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Acun Kutlu Melis
Accredited Member of WMA,
Member of INHA
Reiki Grand Master&Teacher
Reiki Enerji Ve Kuanum Merkezi - Takyon Türkiye
İletişim:
Email:
acunkutlumelis@gmail.com
Telefon:
0507 966 1026

Bu bloğa abone olmak ve yeni yazı eklendiğinde email ile bilgi almak için önce email adresinizi kutucuğa giriniz sonra "ÜYE OL!" buttonuna basınız.

Diğer 308 takipçiye katılın

Blog Stats
  • 753,116 hits