Olgunluk ve Yaşlanma – 2

olgunlukOlgun insan asla ölmez. Aslında ölüm olgunluk kayasında mücadele eder ve kendisini parçalar, intihar eder. Ölüm ölür ama olgun insan asla. Tüm uyanmış olanların mesajı senin ölümsüz olduğundur. Onlar bunu biliyor, onlar kendi ölümlerini yaşadılar. Onlar gözlediler ve ölümün etrafında dolanabileceğini ama senin mesafeli kalacağını, çok uzak duracağını buldular. Ölüm yakınlarında gerçekleşir ama asla senin başına gelmez.

Varlığın ölümsüz, varlığın sonsuz derecede mutlu, varlığın Tanrısal ama bu deneyimleri zihnine ve hafızana sığdıramazsın. Hayatın içinden geçmeli ve onu elde etmelisin. Pek çok çile, pek çok acı var. Ve, acı ve çile yüzünden insanlar aptalca yaşıyor. Neden insanların hipnoz altında yaşamada ısrarcı olduklarının, niçin Budaların ve Mesihlerin insanlara devamlı uyanmalarını söylediğinin ve kimsenin buna kulak asmadığının anlaşılması gereklidir. Hipnozla birtakım çok derin bağlar, ona yapılmış çok derin bazı yatırımlar olmak zorunda. Bu yatırım nedir?

Mekanizma anlaşılmalıdır, aksi taktirde beni dinleyeceksin ve hiçbir zaman farkına varmayacaksın. Beni dinleyecek ve, “Evet, bu adam farkında ol diyor ve farkında olmak iyi bir şey. Ve farkındalığa erişen insanlar olgunlaşır…” diyerek onu bilginin bir parçası haline getireceksin. Ama bizzat kendin ona erişmeyeceksin, o sadece bilgi kalacak. Bilgin hakkında başkalarıyla iletişim kurabilirsin ama bu şekilde kimseye yardım edilmez.

Neden? Hiç bu soruyu sormuş muydun? Neden farkındalığa erişemiyorsun? Şayet o sonsuz saadetlere, satcithananda’ya, değişmez hakikate götürüyorsa; neden farkında olunmasın? Niçin uykulu olmakta ısrar ediyorsun? Bazı yatırımlar var ve yatırım şudur: Farkında hale gelirsen ıstırap vardır. Farkında olursan, acının farkına varırsın ve acı o kadar çoktur ki teskin edici bir şey alıp uyuklamak istersin.

Hayattaki bu uyuklama hali acıya karşı bir korunma olarak iş görür. Ancak sorun şudur; şayet acının karşısında uyuyorsan, zevkin karşısında da uyukluyorsundur. Bunu iki tane musluk varmış gibi düşün: Bir tarafında “acı” ve diğer tarafında “zevk” yazıyor. Üzerinde “acı” yazan musluğu kapatmak ve üzerinde “zevk” yazan musluğu ise açmak isterdin. Ancak, oyun şudur; acı musluğunu kapatırsan zevk musluğu da hemen o an kapanır çünkü her ikisinin arkasında, üzerinde “farkındalık” yazan başka bir musluk vardır. Ya ikisi de açık kalır ya da ikisi de kapalı çünkü ikisi de aynı olgunun iki yüzüdür, iki yönüdür.

Ve zihnin bütün çelişkisi de budur; zihin giderek daha çok mutluluk ister: Mutluluk sen farkında olursan mümkündür. Ve sonrasında zihin giderek daha az acı içinde olmak ister: Ancak giderek azalan acı yalnızca sen farkında değilsen mümkündür. Şimdi bir açmazdasın. Eğer hiç acı istemezsen zevk o an hayatından kaybolur, mutluluk kaybolur. Mutluluk istersen musluğu aç; hemen o an acı da akmakta. Farkındaysan, her ikisinin de farkında olmak zorundasın. Hayat zevk ve acıdır. Hayat mutluluk ve mutsuzluktur. Hayat gece ve gündüzdür, hayat yaşam ve ölümdür. Her ikisinin de farkında olmak zorundasın.
Reikienerjivekauntummerkezi.wordpress.com

O yüzden bunu hatırla: Eğer acıdan korkarsan hipnoz altında kalacaksın; yaşlanacak, ihtiyarlayacak ve öleceksin. Bir fırsatı kaçırdın. Farkında olmak istersen acının da, zevkin de farkında olmak zorundasın; onlar iki ayrı olgu değil. Ve farkında hale gelmiş bir insan çok mutlu olur ama aynı zamanda senin yapmaya muktedir olmadığın, derin mutsuzlukları da yaşamaya gücü vardır.

Kapıyı aç. Taze hava içeri girdiğinde, tehlikelerin de içeri girmesi için her türlü olasılık olgunluk (2)mevcuttur. Dost geldiğinde düşman da gelir çünkü gündüz ve gece birlikte içeri girer, acı ve zevk birlikte içeri girer, yaşam ve ölüm birlikte içeri girer. Acıdan korkma, aksi taktirde anestezi altında yaşayacaksın.

Cerrah sana ameliyat yapmadan önce anestezi yapar çünkü çok fazla acı olacaktır, o kadarını kaldıramayacaksın. Bilincin karartılmak zorundadır, karanlık hale getirilmelidir, o zaman senin tüm bedenini kesebilir ve sen acı çekmezsin.

Acı korkusu yüzünden karartılmış bir bilinçte, karartılmış bir varoluşta, neredeyse cansız bir hayatı yaşamaya kendini zorladın; korku budur. Bu korkuyu bırakmalısın, korkuyla yüzleşmelisin, ıstırabın içinden geçmelisin, ancak o zaman dostun içeri girme olasılığı açık hale gelir.

Ve her ikisini de bildiğinde, ansızın üçüncü oluverirsin. Her ikisini de —acıyı ve zevki, ikiliği, geceyi ve gündüzü— bildiğin zaman ansızın aşkın hale gelmiş oldun.

Olgunluk farkındalıktır. Yaşlanmak sadece kendini heba etmektir.

ANIMSANMASI GEREKEN EN TEMEL ŞEY hayatın diyalektik olduğudur. O ikilikler aracılığıyla var olur, o zıtlar arasındaki bir ritimdir. Sonsuza kadar mutlu olamazsın, aksi taktirde mutluluk tüm anlamını yitirecektir. Sonsuza kadar ahenk içerisinde kalamazsın, aksi taktirde ahengin farkında olamayacaksın. Ahengi tekrar tekrar uyumsuzluk takip etmek zorundadır ve mutluluğu tekrar tekrar mutsuzluk takip etmek zorundadır. Her zevkin kendi acısı vardır ve her acının kendi zevki vardır.

Kişi bu ikiliği anlamadığı sürece gereksiz bir ıstırabın içerisinde kalır.

Tüm ıstırabı ve tüm kendinden geçiren zevkleriyle bütünü kabul et. İmkânsız olanı isteme; sadece kendinden geçirecek zevklerin olmasını ve hiç ıstırap olmamasını arzulama. Kendinden geçirici zevkler tek başına var olmaz, onların kontrasta ihtiyacı vardır. Istırap karatahta haline gelir, o zaman zevk çok netleşir ve parlar. Tıpkı gecenin karanlığında yıldızların çok parlak olması gibi. Gece ne kadar karanlıksa yıldızlar da o kadar parlaktır. Gündüz vakti onlar ortadan kalkmaz, sadece görünmez olurlar; onları hiç kontrast olmadığı için göremezsin.

Ölümün olmadığı bir hayatı düşün; dayanılmaz bir acı olurdu, dayanılmaz bir varoluş olurdu. Ölüm olmadan yaşamak mümkün olmazdı: Yaşamı ölüm tanımlar, ona bir çeşit yoğunluk verir. Yaşam azalmaya devam ettiği için her an değerli hale gelir. Hayat sonsuz olsa kim umursardı? Kişi yarını sonsuza dek bekleyebilirdi; o zaman kim şimdi ve burada yaşardı? Yarın ölüm orada olduğundan, seni şimdi burada yaşamaya zorluyor. Şimdiki anın içine dalmak zorundasın, onun en derinine gitmek zorundasın çünkü kim bilir? Gelecek an gelebilir de gelmeyebilir de.

Bu ritmi gören birisi rahatlar, her ikisiyle de rahattır. Mutsuzluk geldiğinde kişi onu aynı oyundaki ortaklardan birisi olduğunu bilerek buyur eder. Bu devamlı olarak hatırlanması gerekli olan bir şeydir. Şayet bu sende temel bir anımsama olarak yer ederse, hayatın tamamıyla yepyeni bir lezzet kazanacak; özgürlüğün lezzeti, takılıp kalmamanın lezzeti, bağlı olmamanın lezzeti. Her ne gelirse gelsin sen hareketsiz, sessiz, kabul eder halde kalırsın.

Ve, acıyı, hüsranı ve ıstırabı sessiz ve kıpırdamadan kabul etmeye muktedir olan kişi, ıstırabın bizzat kendisinin tüm niteliğini dönüştürür. Onun için ıstırap da bir hazine haline gelir; onun için acı bile netlik sağlar. Onun için karanlığın bile kendi güzelliği, derinliği, sonsuzluğu vardır. Onun için ölüm bile son değil, sadece bilinmeyen bir şeyin başlangıcıdır.

 

Osho

Olgunluk ve Yaşlanma – 1‘i okumak için buraya tıklayınız.

Reklamlar
Tagged with: , , , , , , , ,
Farkındalık - Aydınlanma, Osho kategorisinde yayınlandı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Acun Kutlu Melis
Accredited Member of WMA,
Member of INHA
Reiki Grand Master&Teacher
Reiki Enerji Ve Kuanum Merkezi - Takyon Türkiye
İletişim:
Email:
acunkutlumelis@gmail.com
Telefon:
0507 966 1026

Bu bloğa abone olmak ve yeni yazı eklendiğinde email ile bilgi almak için önce email adresinizi kutucuğa giriniz sonra "ÜYE OL!" buttonuna basınız.

Diğer 300 takipçiye katılın

Blog Stats
  • 733,135 hits