Sayıların Gizemi – 2

yinyang2

KUTUPSALLIK VE BÖLÜNME

İki kuşkudur, anlaşmazlıktır, uyumsuzluktur, çekişmedir, çift cinsiyettir, iki daldaki ikiz meyvedir, tatlı ve acı.

Rückert, didaktik epik şiiri Brahmanın Bilgeliği’ndeki bu zekice sözcük oyununu, 2 sayısının birçok olumsuz özelliğini dolaylı yoldan söylemek için uydurmuştur. Dinsel geleneklerde 2, ayrılma, mutlak ilahi birlikten ayrı düşme anlamına gelir ve böylece de yaratma sözcüğüyle bağlantılı bir sayıdır. Valentin Weigel’in 16.yy.’da söylediği gibi, “yaratılan kendi içinde iki katlıdır.”

Hayatın her alanında ikiye bölmelerin, çiftlerin ve ikili yapıların ağırlıklı konumu gözlenebilir. Bununla birlikte bunun, bütünüyle olumsuz bir uyumsuzluğa işaret etmesi gerekmez. Tartışmanın, birisinin kendisinden çok başka birisine hitap etmesinin olanaklı olması açısından, Ben ve Sen arasında bir gerilim, ölümcül olduğu kadar verimli de olabilecek bir gerilim içerir. 2’nin geometrik ifadesi olan çizgi birleştirdiği gibi ayırır da.

Ben ve Sen’in karşılaşması, tam da doğasından dolayı, bir zıtlık içerir ve böyle bir zıtlık, insan Ben, mutlak, benzersiz ilahi Sen’le karşılaştığında daha da belirginleşir. İlahi Bir’e gerçekten zıt bir şey düşünmek olanaksızdır. Böylece 2, çelişki ve antitez sayısı ve mantıksal olarak ilahi olmayan bir sayı olur.

Bu değerlendirmeler okunurken esoterik ve gizemci bakış açısından 1+1=2 matematiksel eşitliği düşünülmemelidir, çünkü Bir tekrar edilemez ve varlığı iki misli yapılamaz. Bir tanrı artı bir tanrı iki tanrı yapar, bu da artık edebi, benzersiz Bir idealine karşılık gelmez. Bu nedenle, 2 daima, ilahi birlerden ziyade iki görece birimin karşılaşmasının simgesi olmuştur.

İki yalnızca yaradılışta devreye girmektedir, çünkü kutupsallık olmaksızın maddi yaşamın var olamayacağını ifade eder. Elektrik akımının bir pozitif bir de negatif kutba gereksinimi vardır ve hayvanların hayatı nefes alıp vererek ve yüreğin daralması ve genişlemesiyle sürer; 2 yaratılanlar dünyasındaki bütün görünüşlerle bağlantılıdır. Bütün yapıtlarıyla kutupsallığın gizeminin farkında olduğunu gösteren Goethe’nin saf İslami bir imgeyi kullanarak yazdığı gibi;

Nefes almada iki kat şükran vardır

Sizi sıktığı için Tanrı’ya şükran etmelisiniz 

Ve sizi rahatlattığı zamanda aynı şekilde

reikienerjivekuantummerkezi.wordpress.com

Kabalistik gizemcilikte olduğu gibi, İslami Sufiler de, hem Yahudi hem de Arap alfabesinde sayısal değeri 2 olan ikinci harf, b’de, yaratılan dünyaya bir gönderme olduğunu keşfetmişlerdi. İncil’in b’reshit, “Başlangıçta…” ile başlaması gibi, Kur’an da Bismillah, “Allah’ın adıyla…” ile başlar; her iki durumda da kutsal kitabın ilk harfi yaratılış harfi b‘dir.

Belki de hayatın  dayandığı temel karşıtlığını göstermenin en dahiyane yolu Çin dinindeki aktif ve pasif, erkek ve dişi, doğurtan ve doğan, gündüz ve gece demek olan yin ve yang’da bulunur ve var olan tümleyici ilişkileri ifade eder. Bu ilişkiler aşırı incedir ve hem kozmik hem de insan ilişkilerinde ortaya çıkar. Böylece en göksel varlık ve en yüksek hükümdar yang ilkesinde ortaya çıkarken; ay, su, ve imparatoriçe yin ilkesiyle bağlantılıdır. Yin ve Yang, her yerde ve her zaman hazırdır ve ayrılmaz; bu nedenle içlerinden birisini mutlaklaştırmak imkansızdır. Çin düşüncesinin bir başka alanında I Ching’in kehanetlerinde kullanılan 2 tip küçük çubuk, psikolojik kavramlara (ve bilgisayarın keşfinden çok önceki ikili sisteme) dayanan, hayli ileri bir fal bakma sanatına tanıklık etmektedir.

2 sayısı, varlığın başlangıçsal birliğinin bozulmasını ifade edene ve yaradılışın nihai kaynağından yabancılaşmasına işaret edene dek, gizemcilik eğilimli dinler onun olumsuz yönlerini vurgulamışlardır. Öte yandan “peygamberli” dinler, Tek’te çok, yaratılanla yaratan arasındaki bu gerilimden olumlu bir değer keşfettiler; kendi amaçları açısından bu, yaratılanın ilahi Tek’le nihai birleşmesi (kendisini okyanusta kaybeden yağmur damlası gibi) değil, daha çok yaratıcı bir diyalog, duadaki Ben ve Sen arasındaki ilişkinin farkında olmak demekti.

Yaygın dinlerde özellikle Doğu’da, 2 sayısının hayli korku saldığı görülür; kimse aynı anda 2 şey yapmamalıdır, aynı günde 2 evlilik olmaz, 2 kardeş 2 kız kardeşle aynı gün evlenmemelidir. 2 akraba aile aynı odada yaşayamaz. Yahudi yasaları insanın 2 kadın, 2 köpek ve 2 domuz arasından geçmemesini ve 2 insanın bu yaratıklardan birisinin aralarından geçmesine izin vermemesini söyler. Hıristiyan Mısır köylüleri birisinin öleceğinden korktukları için asla aynı gün, aynı kilisede 2 çocuk birden vaftiz ettirmezler. Benzer batıl inançlara Balkanların belli bölgelerinde de rastlanır; 2 kişi aynı anda aynı çeşmeden su içemez.

Dualite ve olumlu anlamda kutupsallık hayatın sürmesi için zorunlu olsa da, sayı bilimcilerin görüşüne göre 2, fazlasıyla olumsuz olup uyuşmazlık ve ayırma taraftarıdır ve parçalanmış dünyanın üstesinden gelmek için başka bir güç gerekmektedir.

KAPSAYICI SENTEZ

İnsanın 3 hakkı vardır: Özdeyiş neden “iyi şeyler üç kere olur” der ve neden psikologlar 3’ün, 2’nin bölünmesinin yol açtığı zararı giderdiğini düşünürler. Neden, Ludwig Paneth’in ifade ettiği gibi, üçleme yeni bir bütünleşmeye yol açar, önceki dualiteyi olumsuzlamaz, daha çok çocuğun erkek ve kadın olarak anne babayı birleştirici bir öğe olması gibi, üstesinden gelir.

3’ün gizemli karakteri ilk “gerçek” sayı olarak bile görülebilir çünkü geometrik bir şekil oluşturan ilk sayıdır: 3 noktadan, duyularımızca algılanabilen ilk düzlemsel şekil olan üçgen.

Wolfgang Phillip’e göre, bütün varlıklar, dalgada, radyasyonda ve yoğunlaştırmada ortaya çıktığı üzere üç kutuplu bir duygu içerir ve bizler de özsel olarak üç kutuplu olduğumuzdan, buna karşılık gelen üçlemelerde kendimizi rahat hissetmekteyiz. Bu nedenle üç şey iyi şeydir ve bu nedenle kendi etkin, orta ve pasif ilkelerimizin onlarda gerçekleştiğini ve doğrulandığını gördüğümüzde rahat ederiz. reikienerjivekuantummerkezi.wordpress.com

1903’te Alman bilgin R.Müller, 3’ün masallarda, şiirde ve görsel sanatlardaki önemini açıklamaya çalıştı ve üçlülüğün öneminin doğanın gözlemlenmesinden kaynaklandığını ileri sürer. İnsan bir kere suyu, havayı ve yeryüzünü görmüştü; 3 dünyanın (Alman geleneğinde Midgard, Asgard ve Niflheim denir) var olduğu fikrini geliştirdi; 3 hali (yani katı, sıvı ve gaz) bildi; yaratılan şeylerin üç grup ( mineraller, bitkiler, hayvanlar) olduğunu buldu ve bitkilerde kök, sap ve çiçeği ve meyvelerde kabuk, etli kısım ve çekirdeği keşfetti. Güneş, sabah, öğlen ve akşam farklı yön ve biçimlerde algılandı. Gerçekten de gördüğümüz ve yaşadığımız dünya 3 boyutlu olduğundan dolayı bütün deneyimlerimiz uzam (uzunluk, yükseklik, genişlik) ve zaman (geçmiş, şimdi, gelecek) koordinatları içinde yer alır. Bütün yaşam başlangıç, orta ve sonun üç katlı özellikleri altında görülür, daha soyut terimlerle söylenirse oluş, varoluş ve yitiş; mükemmel bir bütün tez, antitez ve sentezle biçimlendirilebilir. 3 temel renk vardır; kırmızı, sarı ve mavi, bunlar diğer bütün renkleri verebilirler.

Lao-tzu şöyle der: “Tao birliği oluşturur, birlik ikiliği, ikilik üçlüğü ve üçlük her şeyi oluşturur”

3 sayısı, üç adamın yönetimi, bir sınıfta 3 öğrenci olması koşulu ve bir kararı 3 kişi birlikte alabilirden de anlaşılabileceği gibi insan ilişkilerinde de önemlidir. 3’ün bir başka yönü, 3 nokta ile işaretlenen ve 3 çizgiyle çizilen, ilk geometrik şekil olan üçgen olarak oynadığı roldür. Lüthi’nin belirttiği gibi: “Platon üçgenlerden bir dünya kurmak istemişti.” Pisagor üçgeni kozmik anlamda “gelişmenin başlangıcı” olarak yorumlamıştır, çünkü dikdörtgen ve 6 uçlu yıldız gibi geometrik figürler üçgenden elde edilebilir. Bu önemli rol, üçgeni bir nazarlık bile yapmıştır ve insanlar sihirli amaçlar için üçgen kağıt parçaları kullanmaktan hoşlanırlar. Bazen tam ortalarına ilahi göz çizilirdi.

Takdislerin ve duaların üç katlı liturjik yinelenişi Hindu ve İslami geleneklerde de çok iyi bilinir. Dinsel törenlerin sonunda Hindular şanti şanti şanti (huzur) ibaresini söylerler. Müslümanlar üç farklı biçimde “Allah ile” diyerek -vallahi, billahi, tallahi” yemin ederler ve kefaret için 3 günlük oruç öngörülür.

Kahinlikte çoğunlukla 3’ün kullanımı esas alınır; örneğin İslamiyet öncesi Arabistan’da oklarla yapılan kehanetlerde 3 ok kullanılırdı. Ayrıca şifa verici bütün formüller üç defa yinelenir.

Kırsal alanlardaki sayısız gelenek üç katlı yinelemelere dayanır: bir hayvanı eve alıştırmak için bir masanın ayağının çevresinde üç defa dolaştırmalı ya da 3 kez aynaya baktırmalıdır; 3 kutsal geceden birinde (Noel Arifesi, Yeni Yıl Arifesi, Ziyaret Yortusu) para saymak, insanın yıl boyunca parasız kalmamasını garantiler. Türkiye’de bir misafirin genellikle 3 gün, 3 hafta ya da 3 ay kalması beklenir; bu arada balığın üçüncü günden itibaren kokmaya başlayacağı söylenir.

Sorular ve bilmeceler 3 kez ya da üç parçalı olarak sorulur. Üç parçalı bilmece modelinin kökenleri büyük bir olasılıkla Sfenks’in bilmecesine dek uzanıyordu: “Önce 4 ayaklı, sonra 2 ayaklı ve en sonunda da 3 ayaklı olan nedir?”  Yanıt: insan!.

Masallarda genellikle 3 insan, hayvan ya da eşyadan söz edilir. Çoğu kez masallardaki kahramanların 3 arzusu vardır: kural olarak üçüncü arzu, ilk iki arzunun düşüncesizce kullanılmasının izlerini yok etmek için kullanılır. Olaylar 3 gün, 3 gece, bazen 3 ay ya da 3 yıl sürer. Kimi zaman kahramana 3 içecek -süt, su, şarap- sunulur ve birisini seçmesi söylenir.

Edebiyat cephesinde, kitap adlarına şöyle bir göz atmak bile 3’ün ne kadar çok tercih edildiğini gösterecektir. Bir kayıkta üç kişi, Geri gelen üç kişi, Üç kişi dünyaya karşı. Bu ilgi yalnızca anlatı dünyasında değil, …in Üç Yüzyılı benzeri başlıklı sayısız kitabın olduğu akademik dünyada da kendini gösterir. Derleme kitaplar çoğu kez 3 roman, 3 oyun ya da 3 yazarın birer eserini bir araya getirir. 1990-1991 tarihli baskısı mevcut kitaplarda “üç”le başlayan 1200’den fazla kitap vardır.

YARATILMIŞ DÜNYANIN MÜKEMMEL SAYISI

Kadim ve Yeni-Platoncu sistemlere göre, 6, hem toplamı hem de parçaları açısından en mükemmel sayıdır: ya 1+2+3 toplamıyla ya da 1x2x3 çarpımıyla elde edilebilir. Ayrıca ilk erkek sayı (2) ve ilk dişi sayının (3) ürünüdür. Psikoloğun bakış açısından en basit biçimiyle bir analiz ve sentez bileşimini temsil eder: 2×3. Geometrideki bütün düzlemsel şekilleri özetler (nokta, çizgi, üçgen) ve küp, 6 kareden oluştuğu için, bütün kapalı yapılar için ideal biçimdir.

6 günde yaratılış öğretisi haftanın 6 iş günü ve 1 dinlenme günü olarak düzenlenmesine yol açmıştır. Mantıksal olarak da çalışmayla geçen 6 yılı, bir şenlik yılının izlemesi gerektiği düşünülebilir: yedinci yıl toprak nadasa bırakılmalıdır, “toprağa dinlenmesi için bir şabbat” olmalıdır ki yoksullar ekimden yetişeni yiyebilsinler.

hindu_starYine dünyanın yaratılışıyla bağlantılı olarak 6’nın olumlu bir değerlendirilişi Hermetik gelenekte de gözlemlenebilir. Burada, biri yukarı doğru, diğeri aşağı doğru iç içe geçmiş 2 üçgenden oluşan altı uçlu yıldız makrokozmozu temsil eder. Örneğin, kadim Hint geleneğinde, bu şekil, yaratıcı Vişnu üçgeni ile yıkıcı Şiva üçgeninin birliğini ifade eder ve böylece de maddi dünyanın yaratılışına ve yıkılışına göndermede bulunur. Aşağı doğru olan üçgen dünyanın maddi, kötü, yıkıcı yönlerini nitelerken, yukarı doğru olan üçgen yaşamın olumlu, iyi yönlerinin sembolü olarak alınır. Altı uçlu yıldız, ruh ve madde, Tanrı ve kaos, aşkın ve içkin arasındaki karşıtlıklarla da yorumlanabilir ve yaratılmış dünya ve daha ötesi, yaşamın eril (yukarı) ve dişil (aşağı) yönlerini temsil eder. Altı uçlu yıldızın antikitede ne oranda bilindiği ya da kullanıldığı çok açık değildir; Yakın Doğu’da kullanıldığı açıktır, ama “Davud Yıldızı”nın Yahudilikle birlikte anılışı yalnızca 17. yy.’a dek geri gider. Hıristiyan gizemciliğinde altı uçlu benzer şekilde kutupsallığı temsil eder, ama aynı zamanda burçların yarısını da temsil eder.

Kadim geleneklerde sembolik olarak anlaşılan altıgenin dünyanın inşasındaki rolü bilimsel gözlemlerle daha da netleşmiştir. Gerçekten de doğudaki ideal inşa edici ilke olarak gözükür, en açık örnekleri, ilk zamanlardan beri görenleri hayran bırakan petek ve kar tanesidir. Daha da çarpıcı olan, kimyager Kekule’nin rüyada keşfettiği benzin halkasının molekül yapısıdır: C6H6

 

Annemarie Schimmel

reikienerjivekuantummerkezi.wordpress.com

Bir önceki yazı Sayıların Gizemi – 1 ‘i okumak için buraya tıklayınız.

Yazının devemı Sayıların Gizemi – 3 ‘ü okumak için buraya tıklayınız.

Reklamlar
Tagged with: , , , , ,
Katagorisiz kategorisinde yayınlandı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Acun Kutlu Melis
Accredited Member of WMA,
Member of INHA
Reiki Grand Master&Teacher
Reiki Enerji Ve Kuanum Merkezi - Takyon Türkiye
İletişim:
Email:
acunkutlumelis@gmail.com
Telefon:
0507 966 1026

Bu bloğa abone olmak ve yeni yazı eklendiğinde email ile bilgi almak için önce email adresinizi kutucuğa giriniz sonra "ÜYE OL!" buttonuna basınız.

Diğer 309 takipçiye katılın

Blog Stats
  • 755,678 hits