Varoluşun Yolu Sabırdır

İçsel gelişim çok sakin ve sessizdir. Kendi adımlarını bile duyamazsın. Yalnızca belli bir etaba ulaştığında bunun farkına varırsın. Ve bu sürpriz olur çünkü onca zamandır hiçbir şey olmuyor diye düşünürken… birdenbire çiçekler açıvermiştir. Sabırdan kastım budur.

varolusun yolu sabirdir

Anlaşılması gereken önemli noktalardan biri de nihai olana erişene kadar içinde bir eksiklik hissinin kalacak olduğudur. Ve bu his sana karşı değildir; bu his senin henüz varmadığını, hâlâ yol almaya devam etmen gerektiğini hatırlatmak için oradadır.

Bu eksiklik hissini olumsuz alma; bu sağlıklı ve olumludur. Senin nerede olduğunun farkında olduğun ve nerede olman gerektiğini bilecek kadar duyarlı olduğunu gösterir ki, bu ikisi arasında da bu eksiklik duygusu vardır.

Senin sorunu okumak istiyorum: “Sen neredeysen oraya gidiyorum ve ayrılamıyorum.”

Bunun farkındayım. Yıl boyunca oradan oraya taşınıp durdum ve sen de sürekli benimle geldin. Bu benimle olmakla alakalı değil: bu benimle aynı halde olmakla alakalı.

Hiçbir fırsatı, hiçbir anı kaçırmak istemiyorsun. Hiç bilemezsin; belki bir gün gelir benden çok uzaklarda olursun. Yine de bir şeyler eksik. Bir süre de eksik kalmaya devam edecek. Sen büyüyorsun ama çiçeklenene kadar, meyve verene kadar epey bir süre büyümeye devam etmek gerekiyor. Ve ruhsal gelişim mevsimlik çiçeklere benzemez; onlar birkaç hafta içinde açıp hemen geçip giderler. Ruhsal gelişim ise ebedidir: bir kez geldiğinde sonsuza kadar kalır. Doğal olarak sonsuzlukla karşılaştırıldığında senin zaman ölçeğin çok ufak kalır. Birkaç gün geçer, ya da birkaç ay veya yıl, yolunda gitmeyen bir şeyler mi var diye düşünmeye başlarız: doğru mu yapıyorum? Ve bunlar doğal hislerdir. Ama seni izliyorum. Yanlış giden hiçbir şey yok, her şey olması gerektiği gibi. Sessizce büyüyorsun. Tüm büyümeler sessizdir, hiçbir ses çıkarmaz. Ve aniden bir gün…çiçekler beliriverir.

Üç gün önce Chuang Tzu Salonu’nun yanındaki çiçekler yoktu. Sonra bir gün fırtına çıktı ve yağmurlar başladı ve sonra, sabahleyin güzelim ayçiçekleri belirdi, bir gece içinde açtılar. Orayı görmüştüm, akşam çiçek filan yoktu, sabah çiçekler açmıştı.

Büyüme zaman alır ama doğru an geldiğinde bir patlama olur. Aniden, baştan aşağıya bahar gelmiştir. Ve bu olana kadar bir şeylerin eksikliğini hissetmen iyidir. Bir an için bile bir şeylerin eksik olduğunu unutmaman gerek. Bu tehlikeli olur.

Milyonlarca insan bunu tamamen unutmuştur. Mutlak bir tatmin içindeler ve ihtiyaç duydukları her şeye sahip olduklarını, hiçbir şeyin eksik olmadığını düşünüyorlar. Onlar dünyadaki en yoksul insanlar. Daha yükseklere erişmek için arzuları yok; dağlara tırmanmak, yıldızlara gitmek istemiyorlar, kendi karanlık mağaralarında son derece rahatlar. Onlara merhamet duymak gerek. Onların tatminleri aynı zamanda ruhsal ölümleridir.

Seni sürekli bir ok gibi daha uzaktaki hedeflere doğru hareket etmeye zorlayan bir ruhsal tatminsizliğe sahip olmalısın.

“İki yolun —içsel ve dışsal— kesişim noktasında, gözü yaşlı inatçı eşek açlık çekiyor. Dışsal yol artık onu çekmiyor, çekse bile umut çok çabuk yıkılıyor. Senin parmağının Ay’ı işaret ettiğini gördüğü halde hâlâ içsel yolda fazla bir ilerleme kaydedemiyor.” İçsel gelişim çok sakin ve sessizdir.

Kendi adımlarını bile duyamazsın.

Yalnızca belli bir etaba ulaştığında bunun farkına varırsın. Ve bu sürpriz olur çünkü onca zamandır hiçbir şey olmuyor diye düşünürken…birdenbire çiçekler açıvermiştir. Sabırdan kastım budur.

Lübnan sedirlerini yetiştirmek için sabır gerekir. Mevsimlik çiçekler gibi değildirler ve büyüdükleri anlaşılmaz. Her an olmaktadır, bu ağaçlar her an büyümektedir. Ama varoluş işini sessizce görür.

Büyüyorsun ve tamamen yeni bir şey olup senin için bilinmez olan bir yere ulaştığının farkına varmanı sağlayana kadar bunu anlayamazsın. Ve bu her an gerçekleşebilir.

Sana düşen büyük bir sabra ve tüm varoluşun ruhsal olarak büyümeye çalışanların yanında olduğuna dair güvene sahip olmaktır. Ruhsal olarak büyümeye çalışan sen değilsin; varoluş senin aracılığınla daha büyük yüksekliklere erişmeye çalışıyor.

Korku hep orada ve sen ölüm diye bir şeyin olmadığını anlayana kadar da orada olacak. Korku ölümün gölgesidir. Ölüm yok olduğunda gölge de yok olur.

Sabırsızlık da var ama sabırsızlığını büyümenin karşısında değil ona destek olarak kullanmalısın. Sabırsızca çok sabırlı ol. Sabırsızlığın yalnızca özlemini göstermemeli. Sabrının karşısında yer almamalı; yalnızca varlığının billurlaşmaya dair, yaşamın daha mutlu olacağı, korkunun, ölümün kaybolup kişinin kendi ölümsüzlüğüyle tanışacağı bir yere erişmeye dair sonsuz bir arzuya dönüşmeli.

Ve bu tembellik değil. Öyle görünüyor çünkü her gün yeni yerlerle karşılaşılmıyor; neredeyse orada duruyormuşsun, hiç kıpırdamıyormuşsun gibi görünüyor. İçsel yolculuk sırasında birçok kişi böyle hissetti. Bunun nedeni de hareketin doğası gereğidir.

Bir trende oturuyorsun ve tren hareket ediyor; onun hareket ettiğini nereden biliyorsun? Tekerlekleri göremediğin için sana onun hareket halinde olduğu fikrini veren tek şey iki yandan geçmekte olan ağaçlar, evler ve istasyonlar. Onlar aksi yönde ilerliyor ve onlar ne kadar hızlı giderse sen de trenin o kadar hızlı gittiğini düşünüyorsun.

Bir an için trenin gittiği yolun iki tarafında da hiçbir şeyin olmadığını düşün, ters yönde ilerleyen hiçbir şey göremiyorsun. Trenin hareket ediyormuş gibi gelir mi? Diyelim ki tren gökyüzünde gitse, ağaç, ev veya istasyon olmadığı için sen de trenin hareketini hissedemezsin. Dünyanın hareketini de bu yüzden hissedemiyoruz. Tüm trenlerden daha hızlı hareket ettiği halde, onun hareketini hissetmeni sağlayacak aksi yönde giden bir şey yok.

İçsel yolculukta da sorun budur. Tek başınasın. Ne ağaç var, ne ev, ne de istasyon; tıpkı gökyüzündeki gibi. İlerleyip ilerlemediğini nasıl hissedebilirsin? Kişi ancak alıştığının tersi şeylerle karşılaştığı zaman hareket halinde olduğunu fark eder. O zaman aniden ne kadar hızlı hareket etmiş olduğunu anlar. Aslında birkaç yaşam içinde bile aydınlanmayı başarabilirsen bu çok hızlıdır. Ama ben bunu şimdi başarabileceğini söylüyorum; ihtiyacın olan tek şey olan bitene olumsuz yaklaşmamak.

Zihnimiz çok olumsuz bir olgudur. Gevşemeye tembellik, derin bir özleme sabırsızlık der. Evet demeyi bilmez; güvenin tanımı da budur: evet demek.

Sen son derece iyi bir durumdasın. Buna evet de ve bunu olabildiğince derinden ve tam olarak söyle. Ve zihnin getirdiği her türlü olumsuzluğu olumluya dönüştür. O, tembellik diyecektir. Ona öyle olmadığını söyle; bu gevşemektir, bu dinlenmektir. O, sabırsızlık diyecektir. Ona öyle değil de; bu derin bir özlemdir, kişinin kendi farkına varmaya, kendi hazinelerini keşfetmeye, kendini bulmadan ölmemeye dair büyük tutkusudur.

Neşeli kal, büyük bir sevgiyle bekle. Her şeyin kendi zamanı vardır, sabırsızlığın hiç anlamı yok. Varoluşun yolu sabırdır. Rahat ol çünkü ne kadar heyecana kapılırsan, hedefin de o kadar uzağa düşer. Bu deneyim yalnızca sen tamamıyla sessizleştiğinde, bir sessizlik gölüne dönüştüğünde, enerjin tamamen gevşek olduğunda neredeyse yokmuş gibi olduğunda gerçekleşecektir.

Sadece sıfır olduğunda bir rahme dönüşürsün. Ve bu hiçliğin içinden senin özgün, sahici gerçekliğin doğacaktır.

 

Osho

Reklamlar
Tagged with: , , , , ,
Farkındalık - Aydınlanma, Osho kategorisinde yayınlandı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Acun Kutlu Melis
Accredited Member of WMA,
Member of INHA
Reiki Grand Master&Teacher
Reiki Enerji Ve Kuanum Merkezi - Takyon Türkiye
İletişim:
Email:
acunkutlumelis@gmail.com
Telefon:
0507 966 1026

Bu bloğa abone olmak ve yeni yazı eklendiğinde email ile bilgi almak için önce email adresinizi kutucuğa giriniz sonra "ÜYE OL!" buttonuna basınız.

Diğer 300 takipçiye katılın

Blog Stats
  • 733,211 hits