ZİHİN VE MEDİTASYON – 5

O güzeldir! Zihin en güzel mekanizmalardan birisidir. Bilim henüz zihin paralelinde herhangi bir şey yaratamamıştır. Zihin hâlâ bir başyapıt olarak duruyor; o kadar karmaşık, korkunç derecede güçlü, pek çok potansiyele sahip. İzle onu! Tadını çıkart!

Ve bir düşman gibi izleme çünkü zihne bir düşman gibi yaklaşacak olursan izleyemezsin. Şimdiden önyargılısın, şimdiden onun karşısındasın. Şimdiden zihinde bir şeyin yanlış olduğuna karar verdin; daha şimdiden sonuca vardın. Ve ne zaman birisine düşmanca baksan, hiçbir zaman derinlemesine bakmazsın, gözlerine asla bakmazsın; kaçınırsın.

Zihni izlemek demek ona derin bir sevgiyle, derin bir saygıyla bakmaktır; o Tanrının sana bir armağanıdır. Zihnin kendi içinde yanlış bir şey yoktur. Düşünmenin kendi içinde yanlış bir şey yoktur. Tüm diğer süreçler gibi güzel bir süreçtir. Gökyüzünde dolanan bulutlar güzeldir; neden düşünceler içsel gökyüzünde dolanmasın? Ağaçları bezeyen çiçekler güzeldir; neden varlığında düşünceler çiçek açmasın? Okyanusa dökülen ırmaklar güzeldir; neden bu düşünce akımları bilinmedik bir yere doğru gitmesin? Güzel değil mi? Derin bir saygıyla bak. Bir savaşçı değil, bir âşık ol.

Zihnin çok ince ayrıntılarını, ani dönüşlerini, güzel dönüşlerini izle. Ani zıplamalarını ve sıçrayışlarını, sürekli oynamaya devam ettiği oyunları; dokuduğu rüyaları, hayalleri, hafızayı, yarattığı bin bir tane tasarımı; izle! Orada öylece karışmadan, mesafeli, içine girmeden dururken, yavaş yavaş hissetmeye başlayacaksın… Gözlemciliğin derinleştikçe, farkındalığın da derinleşecek, boşluklar, aralıklar ortaya çıkacak. Bir düşünce gider ve diğeri henüz gelmedi ve bir boşluk var. Bir bulut geçti, diğeri geliyor ve bir boşluk var.

Bu boşluklarda zihinsizliğin ipuçlarını ilk kez yakalayacaksın. Zihinsizliğin tadını alacaksın… Bu küçük aralıklarda ansızın gökyüzü açılıyor ve güneş parlıyor. Ansızın dünya gizemlerle dolar Çünkü tüm sınırlar kalkmıştır; gözlerindeki perde artık yoktur. Net bir şekilde, nüfuz eder şekilde görürsün. Tüm varoluş şeffaflaşır.

Başlangıçta bu anlar az sayıdadır ve uzun aralıklıdır, enderdir. Ama onlar sana samadhi’nin ne olduğuna ilişkin kavrayışlar sunar. Küçük sessizlik havuzları; onlar gelecek ve kaybolacaklar ama sen bileceksin ki doğru yoldasın. Yeniden izlemeye başlayacaksın. Bir düşünce geçtiğinde onu izlersin; bir aralık geçtiğinde onu izlersin. Bulutlar da güzeldir, gün ışığı da güzeldir. Artık bir seçici değilsin. Artık sabit bir zihnin yok. “Sadece aralıkları isterim” demezsin. Bu aptalcadır çünkü bir kez sadece aralıkları beklemeye kendini adadığında, tekrardan düşünmenin karşısında olmaya karar vermişsin demektir. Ve o zaman bu aralıklar kaybolacaktır. Onlar sadece sen mesafeliyken, ayrıyken gerçekleşir. Onlar olur, getirilemez. Onlar olur, onları olması için zorlayamazsın. Onlar kendiliğinden olan olaylardır.

İzlemeye devam et. Bırak düşünceler gelip gitsin; nereye gitmek isterlerse. Yanlış bir şey yok! Hükmetmeye ve yönlendirmeye çalışma. Bırak düşünceler tam bir özgürlük içerisinde hareket etsin. Ve sonradan daha büyük aralıklar geliyor olacak. Küçük satorilerle kutsanacaksın. Bazen dakikalar geçecek ve düşünceler olmayacak; hiç trafik olmayacak, kesintisiz, tam bir sessizlik. Daha büyük boşluklar geldiğinde yeni bir netlik yükselecek. Sadece dünyayı görecek bir netliğe sahip olmayacak, içsel dünyayı da görebileceksin. İlk boşluklarla dünyayı görebileceksin; ağaçlar şimdi göründüğünden daha yeşil olacak, hiç bitmeyen bir müzikle, göklerin müziğiyle çevreleneceksin. Ansızın Tanrısallığın açıklanamaz, gizemli mevcudiyetinde bulacaksın kendini. Sen onu yakalayamasan da sana dokunuyor. Senin ulaşabileceğin mesafede ama yine de ötesinde. Tanrı sadece dışarıda olmayacak, birden şaşıracaksın; o aynı zamanda içeride. O sadece görünürde değil, görendedir; içerde ve dışarıdadır. Zamanla…

Ama buna da bağlanma. Bağlanmak zihnin devam etme besinidir. Bağlanmadan tanık olmak onu durduracak, hiç çaba sarf etmeden durduracak olan yöntemdir. Ve bu derin mutluluk anlarından keyif almaya başladıkça onları daha uzun süreler elinde tutabilme kapasiten yükselecek. Nihayet, sonunda bir gün artık efendi oldun. O zaman düşünmek istediğinde düşünürsün; düşünceye ihtiyaç
varsa onu kullanırsın. Düşünceye ihtiyaç yoksa dinlenmesine izin verirsin. Zihin artık orada olmadığından değil, oradadır ama sen onu kullanabilirsin ya da kullanmazsın. Artık o senin kararındır, tıpkı bacaklar gibi: Koşmak istersen onları kullanırsın; koşmak istemiyorsan dinlenirsin. Bacakların oradadır. Aynı şekilde bacaklar da oradadır.

Seninle konuşurken zihni kullanıyorum; konuşmanın başka bir yolu yok. Sorularını yanıtlarken zihni kullanıyorum; başka bir yolu yok. Karşılık vermek ve ilişki kurmak zorundayım ve zihin güzel bir mekanizmadır. Seninle konuşmuyorken ve tek başımayken zihin yok çünkü o sayesinde ilişki kurulan bir araçtır. Tek başıma otururken ona ihtiyaç yoktur.

Ona bir dinlenme fırsatı vermiyorsun; o yüzden zihin vasatlaşır. Sürekli kullanılır, durmadan ve dinlenmeden, yorulur. Gündüz çalışır, gece çalışır; gündüz düşünürsün, gece rüya görürsün. Gecegündüz çalışmaya devam eder. Yetmiş ya da seksen yıl yaşayacak olursan, o sürekli çalışıyor olacak.

Zihnin nezaketine ve dayanıklılığına bak; ne kadar zarif! Küçücük bir kafada dünyanın tüm kütüphaneleri saklanabilir; bugüne kadar yazılmış her şey tek bir zihinde tutulabilir. Zihnin kapasitesi inanılmazdır. Ve bu kadar küçücük bir alanda! Ve hiç ses çıkartmadan. Eğer bir gün bilim adamları zihin ayarında bir bilgisayar yaratabilecek olurlarsa… bilgisayarlar vardır ama onlar henüz zihin değiller. Onlar hala mekanizmalar, organik bir bütünlükleri yok; henüz bir merkezleri yok. Eğer bir gün bu mümkün olursa —ve bilim adamlarının bir gün zihinleri yaratabilmesi mümkündür — o zaman bu bilgisayarın ne kadar yer işgal edeceğini ve ne kadar gürültü çıkaracağını göreceksin!

Zihin neredeyse hiç ses çıkartmıyor; sessizce çalışmaya devam ediyor. Ve nasıl bir hizmetkâr; yetmiş-seksen yıl boyunca! Ve hatta o zaman, ölürken bile bedenin yaşlı olabilir ama zihnin genç kalır. Kapasitesi yine de aynı kalır. Eğer onu doğru şekilde kullanırsan bazen de yaşlandıkça çoğalır çünkü daha çok bildikçe, daha çok anlarsın. Daha çok yaşayıp deneyim kazandıkça zihninin kapasitesi daha çok gelişir. Öldüğünde bedenindeki her şey ölmeye hazırdır; zihnin dışında.

Ama onu zorla durdurmanın bir yolu yoktur, saldırgan olma. Sevgiyle, derin bir saygıyla hareket et ve o kendiliğinden olmaya başlayacak. Sen sadece izle ve acele etme.

Modern zihin çok acelecidir. O zihni durduracak hızlı yöntemler ister. O nedenle uyuşturucular caziptir. Zihni uyuşturucular ve kimyasal maddeler kullanarak durmaya zorlayabilirsin ama o zaman da mekanizmaya karşı saldırgan oluyorsun. Bu iyi değildir, bu yıkıcıdır. Bu yolla bir efendi haline gelemezsin. Uyuşturucular yardımıyla zihni durdurabilirsin ama o zaman uyuşturucular efendi olacak; sen efendi olmayacaksın. Sadece patronunu değiştirdin ve daha kötüsüyle değiştirdin. Artık uyuşturucular senin üzerinde güç sahibi olacak, onlar sana sahip olacak; onlar olmadan kayıp olacaksın.

Meditasyon zihne karşı bir çaba sarf etmek değildir, o zihni anlamanın bir yoludur. Zihne sevecenlikle tanıklık etmektir ama kişi elbette sabırlı olmak zorundadır. Kafanda taşımakta olduğun bu zihnin ortaya çıkması yüzyıllar, bin yıllar sürdü. Küçücük zihnin tüm insanlığın deneyimini taşıyor. Ve sadece insanlığın da değil —hayvanların, kuşların, bitkilerin, taşların —tüm bu deneyimlerden geçtin. Bu ana kadar olan her şey sende de oldu.

Küçücük bir fındık kabuğunda tüm varoluşun deneyimini taşıyorsun. Senin zihnin budur. Aslında ona senin demek doğru değil. O kolektiftir; o hepimize aittir. Modern psikoloji buna yaklaşmaktadır, bilhassa Jungcu psikoloji ona yaklaşmaktadır ve kolektif bilinçaltı gibi bir şeyi hissetmeye başlamışlardır. Zihnin sana ait değil; o hepimize ait. Bedenlerimiz çok ayrı; zihinlerimiz ayrı değil. Bedenlerimiz net bir biçimde ayrı, zihinlerimiz örtüşür ve ruhlarımızsa tektir.

Zihin bir köprüdür, bedenle ruh arasında, dünyayla Tanrı arasında bir köprü. Onu yok etmeye çalışma!

Ben zihnin durdurulması taraftarı değilim. Ben onun izlenmesi taraftarıyım. O kendiliğinden durur ve o zaman güzeldir. Bir şey hiç şiddet olmadan gerçekleşirse kendine has bir güzelliği vardır; doğal bir gelişimi vardır. Bir çiçeği güç kullanıp açabilirsin; bir goncanın taç yapraklarını çekip zorla açabilirsin ama çiçeğin güzelliğini yok etmiş oldun. Artık neredeyse ölüdür. Senin vahşetine dayanamaz. Taç yaprakları gevşemiş, güçsüzleşmiş, ölüyor. Gonca kendi enerjisiyle açtığında, kendiliğinden açtığındaysa bu taç yapraklar canlıdır.

Düşünceyi nasıl durdurmalı? Ben sadece uyanık ol ve izle diyorum. Ve bu durdurma fikrini de bir kenara at yoksa zihnin doğal dönüşümünü durdurur. Bu durdurma fikrini bırak! Sen kim oluyorsun da durduracaksın?

Zihinsizlik zihnin karşısında değildir; zihinsizlik zihnin ötesindedir. Zihinsizlik zihni öldürerek, yok ederek gelmez; zihni bütünüyle anlayıp artık düşüncelere ihtiyaç duymadığında zihinsizlik gelir. Kavrayışın onun yerine geçmiştir.

Yazının 1.kısmı “ZİHİN VE MEDİTASYON – 1 ” i okumak için buraya tıklayınız.

Yazının 2.kısmı “ZİHİN VE MEDİTASYON – 2” yi okumak için buraya tıklayınız.

Yazının 3.kısmı “ZİHİN VE MEDİTASYON – 3 ” ü okumak için buraya tıklayınız.

Yazının 4.kısmı “ZİHİN VE MEDİTASYON – 4 ” ü okumak için buraya tıklayınız.

Reklamlar
Tagged with: , , , , , , ,
Farkındalık - Aydınlanma, Osho kategorisinde yayınlandı
One comment on “ZİHİN VE MEDİTASYON – 5
  1. kubilay dedi ki:

    mükemmel bir yazı iyi ki yazmışsınız tebrikler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Acun Kutlu Melis
Accredited Member of WMA,
Member of INHA
Reiki Grand Master&Teacher
Reiki Enerji Ve Kuanum Merkezi - Takyon Türkiye
İletişim:
Email:
acunkutlumelis@gmail.com
Telefon:
0507 966 1026

Bu bloğa abone olmak ve yeni yazı eklendiğinde email ile bilgi almak için önce email adresinizi kutucuğa giriniz sonra "ÜYE OL!" buttonuna basınız.

Diğer 300 takipçiye katılın

Blog Stats
  • 733,211 hits