ZİHİN VE MEDİTASYON – 3

Problem sen de yüzeydeyken ortaya çıkar. Yüzeyde küçücük bir kayıktasın ve güçlü bir rüzgâr çıkıyor ve dalgalar yükseliyor ve tüm okyanus çıldırıyor; elbette endişeleniyorsun ve ölmekten korkuyorsun!

Tehlikedesin, her an dalgalar küçücük kayığını tersyüz edebilir, her an ölüm gerçekleşebilir. Küçücük kayığınla ne yapabilirsin? Nasıl herhangi bir şeyi kontrol edebilirsin? Dalgalarla savaşmaya çalışırsan yenileceksin. Savaşmanın yararı olmayacak; dalgaları kabul etmek zorunda kalacaksın. Aslında, dalgaları kabul edip ne kadar küçük olursa olsun kayığının dalgalarla savaşmadan onlarla hareket etmesine izin verecek olursan, o zaman tehlike yoktur. Dalgalar orada, sen sadece izin ver. Sadece kendine onlarla birlikte hareket etme izni ver, onlara karşı değil. Onların bir parçası ol. O zaman çok büyük mutluluklar yükselir.

Tüm sörf yapma sanatı budur; onlara karşı olmak değil, dalgalarla birlikte hareket etmek. Onlardan bir farkın olmayıncaya kadar onlarla olmak. Sörf yapmak muhteşem bir meditasyon olabilir. Sana ruhsal olan hakkında ipuçları verebilir çünkü o bir mücadele değildir, o bir rahat bırakmadır. Bunu bir kez bildin mi dalgalar dahi keyif verir… ve bu tüm olaya merkezden baktığında bilinebilir.

Bu tıpkı ormanda gezinirken bulutlar toplanmış ve sürekli şimşekler çakmakta ve sen yolunu kaybetmişsin, eve dönmek için acele ediyormuşsun gibidir. Yüzeyde olan budur; kayıp bir gezgin, pek çok bulut, şimşekler; birazdan çok yoğun bir yağmur yağacak. Sen evini arıyorsun, evinin güvenliğini ve ansızın oraya varıyorsun. Şimdi içerde otur, şimdi yağmuru bekle; şimdi tadını çıkart. Artık şimşeğin kendine has bir güzelliği var. Dışarıdayken, ormanda kayıpken böyle değildi ama şimdi evin içinde otururken tüm olay muhteşem bir güzelliğe sahip. Şimdi yağmur yağar ve sen keyfini çıkartırsın. Şimdi şimşek çakar ve sen tadını çıkartırsın ve bulutlarda korkunç gök gürlemeleri olur ve sen keyfini çıkartırsın çünkü artık içerde güvendesin.

Merkeze bir kez ulaştığında yüzeyde ne olursa olsun zevk alırsın. Esas olan yüzeyde kalıp mücadele etmektense, merkezin içine kayıvermektir. O zaman efendilik vardır ve bu dayatılmış bir kontrol değil, merkezde olduğunda kendiliğinden ortaya çıkan bir efendiliktir.

Bilincin merkezinde olmak zihnin efendisi olmaktır.

Öyleysezihni kontrol etmeyeçalışma. Lisan seni yanlış yerlere götürebilir. Kimse kontrol edemez ve kontrol etmeye çalışanlar delirecektir; kolaylıkla sinir hastası olacaklardır çünkü zihni kontrol etmeye çalışmak zihnin bir kısmının başka bir kısmını kontrol etmeye çalışmasından başka bir şey değildir.

Sen kimsin, kim kontrol etmeye çalışıyor? Sen de bir dalgasın; elbette zihni kontrol etmeye çalışan dini bütün bir dalgasın. Ve dindar olmayan dalgalar var; seks var ve kızgınlık var ve kıskançlık var ve mülkiyetçilik var ve nefret var ve milyonlarca dinsiz dalgalar. Ve sonra da dindar dalgalar var; meditasyon, sevgi, şefkat. Ama bunların tümü yüzeyde, yüzeye ait ve yüzeyin üzerinde. Dini bütün ya da dinsiz fark etmez.

Gerçek din merkezdedir ve merkezden gerçekleşen perspektiftedir. Merkezde oturuyor ve kendi yüzeyine bakıyorsun; her şey değişir çünkü perspektifin yenidir. Ansızın sen efendisin. Aslında sen o kadar kontroldesin ki yüzeyi tamamen kontrolsüz bırakabilirsin. Bu derindedir; sen o kadar kontroldesin, o kadar kökleşmişsin, yüzeye ilişkin o kadar endişesizsin ki, aslında dalgalardan, gelgitlerden ve fırtınadan keyif alabilirsin. O güzeldir, enerji verir, güç verir; onun için endişelenecek bir şey yoktur. Sadece zayıf olanlar düşüncelerle ilgili endişe duyar. Sadece zayıf olanlar zihin için endişelenir. Güçlü insanlar tümünü içine çeker ve onun için de daha zengindir. Güçlü insanlar hiçbir zaman herhangi bir şeyi reddetmez.

Zihinde, düşüncelerde yanlış olan hiçbir şey yok. Yanlış olan bir şey varsa yüzeyde kalıyor çünkü o zaman sen bütünü bilmiyorsun, parçalı ve kısmi algılama yüzünden gereksiz yere acı çekiyorsun. Tüm algılamaya ihtiyaç var ve bu sadece merkezden mümkün çünkü merkezden her tarafa, her yöne, her boyuta, varlığının tüm çeperine bakabilirsin. Ve o engindir. Gerçekte, varoluşun çeperiyle aynıdır. Bir kez merkezde oldun mu zamanla daha geniş ve daha geniş, daha büyük ve daha büyük hale gelirsin ve sonunda bütün olursun, daha azı değil.

Başka bir açıdan zihin bir gezginin elbisesinde biriken tozlar gibidir. Ve sen milyonlarca yaşamın boyunca hiç banyo yapmadan seyahat edip ve seyahat edip ve seyahat edip duruyorsun. Çok toz birikti, doğaldır ki bunda yanlış bir şey yok; bu böyle olmak zorunda. Toz katmanları. Ve sen de bu katmanları kişiliğin zannediyorsun. Onlarla çok fazla özdeşleştin, bu katmanlarla o kadar uzun süre yaşadın ki senin tenin gibi gözüküyor. Özdeşleştin.

Zihin geçmiştir, anıdır, tozdur. Herkes onu toplamak zorundadır; eğer seyahat edersen tozlanırsın. Ama onunla özdeşleşmeye, onunla bir olmaya gerek yok çünkü onunla bir olursan başın derde girer; çünkü sen toz değilsin, sen bilinçsin. “Toz üstüne toz” der Ömer Hayyam. Bir insan öldüğünde ne olur? Toz tozun üzerine geri döner. Sadece tozsan, o zaman her şey toza dönüşür; geride hiçbir şey kalmaz. Ama sen sadece toz, katmanlarca toz musun yoksa içinde bir yerde pek de toz olmayan bir şey, bu dünyaya ait olmayan bir şey mi var? Bu senin bilincindir, farkındalığındır. Farkındalık senin varlığındır ve farkındalığının etrafında topladığı toz da senin zihnindir.

Ahlaksız bir adam pek çok açıdan masumdur, daha az egoisttir. Ahlaklı bir adam zihninin içinde bütün ahlaksızlığa sahiptir ve yeni şeyler —ahlakçı, bağnaz ve egoist tavırlar— edinmiştir. Kendini üstün hisseder; kendisini seçilmiş kişi hisseder. Ve diğer herkes cehenneme kadar lanetlenmiştir; yalnızca kendisi cennete gidecektir. Ve tüm ahlaksızlıklar içerde kalır çünkü zihni yüzeyden kontrol edemezsin; bunun hiçbir yolu yoktur. En basitinden o, bu şekilde olmaz. Yalnızca bir kontrol mevcuttur ve bu da merkezden algılamaktır.

Zihin milyonlarca seyahatte birikmiş toz gibidir. Gerçek dini bakış açısı, sıradan olanın karşısındaki radikal dini bakış açısı elbiseleri atıvermektir. Onları yıkamakla uğraşma, onlar yıkanamazlar. Sadece bir yılanın sıyrılıp eski derisinin dışına çıkması gibi hareket et.

Yine başka bir bakış açısından, bir anlamda zihin geçmiştir, hafızadır, biriktirilmiş tüm deneyimlerdir. Tüm yapmış oldukların, tüm düşünmüş oldukların, tüm arzulamış oldukların; her şey, tüm geçmişin, hafızan, hafıza zihindir. Ve hafızadan kurtulamadıkça, zihnin efendisi olamayacaksın.

Hafızadan nasıl kurtulmalı? O her zaman seni izler bir şekilde mevcut. Aslında hafıza sensin, öyleyse nasıl ondan kurtulmalı? Anılarının dışında sen kimsin? Ben sana, “Sen kimsin?” diye sorduğumda bana adını söylersin; bu senin hafızandır. Geçmişte bir zaman anne-baban sana bu ismi verdi. Ben sana, “Sen kimsin?” diye soruyorum ve sen bana ailen, annen, baban hakkında şeyler söylüyorsun; bu bir hafızadır. Ben sana, ” Sen kimsin?” diye soruyorum ve sen bana eğitiminden, edebiyat yüksek lisans derecelerinden ya da doktora derecelerinden veya bir mühendis, mimar olduğundan bahsediyorsun. Bu hafızadır.

Ben sana, “Sen kimsin?” diye sorduğumda, eğer gerçekten içine bakarsan yanıtın “Bilmiyorum” olabilir. Söyleyebileceğin her şey hafıza olacaktır sen değil. Tek gerçek, hakiki yanıt “Bilmiyorum” olabilir çünkü kişinin kendini bilmesi en son şeydir. Ben kim olduğumu yanıtlayabilirim ama yanıtlamayacağım. Sen kim olduğunu yanıtlayamazsın ama cevaplarınla hazırsın. Bilgeler bu konuda sessiz kalıyorlar. Tüm hafıza atıldığında, tüm lisan atıldığında kim olduğum söylenemez. Senin içine bakabilirim, sana bir jest yapabilirim; tüm varlığımla seninle birlikte olurum: Budur benim cevabım. Ama yanıt sözcüklerle verilemez çünkü sözlerle ne verilirse verilsin hafızanın, zihnin bir parçası olur, bilincin değil.

Yazının 1.kısmı “ZİHİN VE MEDİTASYON – 1 ” i okumak için buraya tıklayınız.

Yazının 2.kısmı “ZİHİN VE MEDİTASYON – 2” yi okumak için buraya tıklayınız.

Yazının 4.kısmı “ZİHİN VE MEDİTASYON – 4” ü okumak için buraya tıklayınız.

Reklamlar
Tagged with: , , , , , , , , , , , , , , , , ,
Farkındalık - Aydınlanma, Osho kategorisinde yayınlandı
2 comments on “ZİHİN VE MEDİTASYON – 3
  1. […] Yazının 3.kısmı “ZİHİN VE MEDİTASYON – 3 ” ü okumak için buraya tıklayınız. […]

  2. […] Yazının 3.kısmı “ZİHİN VE MEDİTASYON – 3 ” ü okumak için buraya tıklayınız. […]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Acun Kutlu Melis
Accredited Member of WMA,
Member of INHA
Reiki Grand Master&Teacher
Reiki Enerji Ve Kuanum Merkezi - Takyon Türkiye
İletişim:
Email:
acunkutlumelis@gmail.com
Telefon:
0507 966 1026

Bu bloğa abone olmak ve yeni yazı eklendiğinde email ile bilgi almak için önce email adresinizi kutucuğa giriniz sonra "ÜYE OL!" buttonuna basınız.

Diğer 308 takipçiye katılın

Blog Stats
  • 753,116 hits