ZİHİN VE MEDİTASYON – 2

ZİHİN NEDİR? ZİHİN BİR ŞEY DEĞİLDİR AMA BİR OLAYDIR. Bir şeyin içinde madde vardır, bir olay ise sadece bir süreçtir. Bir şey bir kaya gibidir, bir olay ise bir dalgaya benzer; vardır ama maddi değildir. O sadece rüzgâr ve okyanus arasındaki bir olay, bir süreç, bir olgudur.

Anlaşılması gereken ilk şey zihnin dalga gibi, nehir gibi bir süreç olduğudur ama içinde hiçbir madde yoktur. Maddesi olsa çözülemezdi. Eğer hiçbir maddesi yoksa, bir iz bırakmadan kaybolup gidebilir.

Bir dalga okyanusta kaybolduğunda geride ne kalır? Hiçbir şey, bir iz bile kalmaz. O yüzden bilge olanlar der ki zihin uçan bir kuş gibidir; geride ayak izi yoktur, bir iz dahi yoktur. Kuş uçar ama bir yol, bir iz bırakmaz.

Zihin yalnızca bir süreçtir. Aslında zihin yoktur; sadece düşünceler var, düşünceler öylesine hızla hareket ediyor ki sen sürekliliği olan bir şeyin var olduğunu düşünüyor ve hissediyorsun. Bir düşünce gelir ve diğeri gelir ve diğeri, ve böyle sürer gider… boşluk o kadar küçüktür ki bir düşünceyle diğeri arasındaki aralığı göremezsin. Bu durumda iki düşünce birleşir, bir süreklilik arz eder ve bu süreklilik yüzünden bir zihin olduğunu düşünürsün.

Düşünceler vardır; “zihin” yoktur. Tıpkı elektronların olup “madde”nin olmaması gibi. Düşünce zihnin elektronudur. Tıpkı kalabalık gibi… kalabalık bir anlamda vardır, bir başka anlamda da yoktur. Sadece bireyler vardır ama bir sürü birey birlikteyken tekmiş gibi bir duygu verir. Bir ulus hem vardır hem yoktur; yalnızca bireyler vardır. Bireyler bir ulusun, bir topluluğun, bir kalabalığın elektronudur.

Düşünceler vardır; zihin yoktur, zihin sadece bir görünümdür. Ve zihne derinlemesine bakarsan kaybolur. O zaman orada düşünceler vardır, ancak “zihin” kaybolduğunda ve sadece bireysel düşünceler var olduğunda pek çok şey ansızın çözümlenir. Aniden anlayacağın ilk şey düşüncelerin bulutlar gibi olduğudur; gelir ve giderler ve sen de gökyüzüsün. Zihin olmadığında, ansızın artık düşüncelerin içine girmediğin algısı gelir; düşünceler orada, bulutların gökyüzünden gelip geçmesi, rüzgârın ağacın içinden geçip gitmesi gibi senin içinden geçip gidiyorlar. Düşünceler içinden geçip gidiyor, geçebilirler çünkü sen engin bir boşluksun. Bir engel bir mâni yoktur. Onları engelleyecek bir duvar yoktur; sen duvarları olan bir olgu değilsin. Gökyüzün sonsuz bir şekilde açıktır; düşünceler gelir ve gider. Ve bir kez düşüncelerin gelip gittiğini hissetmeye başladığında izleyen, tanık olursun, zihnin efendiliğine eriştin.

Zihin bilinen anlamda kontrol edilemez. Her şeyden önce, olmadığı için onu nasıl kontrol edebilirsin ki? İkinci olarak, zihni kim kontrol edecek? Çünkü zihnin ötesinde hiç kimse yoktur; aslında bunu derken hiç kimse vardır demek istiyorum, bir hiçlik vardır. Kim zihni kontrol edecek? Şayet birisi zihni kontrol ediyorsa, o zaman bu sadece zihnin bir kısmının, bir parçasının zihnin diğer bir parçasını kontrol etmesi olacaktır. Bu egonun ta kendisidir.

Zihin bu şekilde kontrol edilemez. O yok ve onu kontrol edecek kimse de yok. İçsel boşluk görebilir ama kontrol edemez. Bakabilir ama kontrol edemez ama bakmanın kendisi kontroldür, gözlemleme olgusunun, tanık olmanın kendisi zihin kaybolduğu için ustalığa dönüşür.

Bu aynen karanlık bir gecede seni izleyen birisinden korktuğun için hızla koşmak gibidir. Ve bu birisi aslında kendi gölgenden başkası değil ve ne kadar koşarsan gölgen o kadar yakınına gelir. Ne kadar hızlı koşsan da fark etmez; gölge hep oradadır. Ne zaman arkaya baksan gölge ordadır. Ondan kaçmanın yolu bu değildir ve onu kontrol etmenin yolu bu değildir. Gölgeye daha derinlemesine bakman gerekecektir. Sabit dur ve gölgeye daha derinden bak ve gölge kaybolur çünkü gölge yoktur; o sadece ışığın yokluğudur.

Zihin sadece senin mevcudiyetinin yokluğudur. Sessizce oturduğunda, zihne derinlemesine baktığında, zihin kolayca ortadan kalkar. Düşünceler kalacaktır onlar varoluşsaldır ama zihin bulunmayacak.

Ama zihin gittiğinde, bu sefer ikinci bir algılama gerçekleşir: Düşüncelerin sana ait olmadığını görürsün. Elbette sana gelirler ve sende bir süre kalıp dinlenirler ve sonra da giderler. Sen bir dinlenme yeri olabilirsin ama onlar senden kaynaklanmazlar. Hiç senden tek bir düşüncenin bile ortaya çıkmadığını fark ettin mi? Tek bir düşünce dahi senin varlığın aracılığıyla gelmemiştir; onlar her zaman dışarıdan gelirler. Onlar sana ait değildir; köksüz, evsiz, ortalıkta dolanan. Bazen sende dinlenirler hepsi bu, tıpkı bir bulutun bir tepenin zirvesinde dinlenmesi gibi. Sonra kendiliğinden harekete geçecek; senin bir şey yapmana gerek yok. Sadece bakarsan kontrol sağlanır.

Kontrol sözcüğü çok iyi değil çünkü sözcükler çok iyi olamaz. Sözcükler zihne, düşüncelerin dünyasına aittir. Sözcükler çok da fazla derine işlemezler, yüzeyseldir. Kontrol sözcüğü iyi değildir çünkü kontrol edecek ve kontrol edilecek kimse yoktur. Ancak geçici olarak gerçekleşen belli bir şeyi anlamamıza yardımcı olur: Derinlemesine baktığında zihin kontrol edilir; ansızın sen efendi oldun. Düşünceler orada ama artık senin efendilerin değil. Sana hiçbir şey yapamazlar, sadece gelip giderler; tıpkı yağmurda kalmış bir lotus çiçeği gibi dokunulmadan kalırsın. Yağmur damlaları taç yapraklara düşer ama sürekli kayıp giderler, dokunamazlar bile. Lotus dokunulmadan kalır.

Bu nedenle Doğuda Lotus bu kadar önemli hale gelmiştir, çok sembolikleşmiştir. Doğudan çıkmış olan en muhteşem sembol lotustur. O Doğu bilincinin tüm anlamını taşır. Der ki: “Bir lotus gibi ol, hepsi bu. Dokunulmadan kal ve kontroldesin. Dokunulmadan kal ve sen efendisin.”

Öyleyse, bir açıdan zihin dalgalar gibidir; bir rahatsızlıktır. Okyanus sessiz ve sakinken, rahatsızlığı yokken dalgalar yoktur. Okyanus bir gelgit veya rüzgârla rahatsız edildiğinde, devasa dalgalar yükseldiğinde ve yüzey tam bir kaosa sürüklendiğinde, bir açıdan zihin var olur. Bunlar yalnızca sözlerle anlatılamayacak olan belli içsel nitelikleri anlamana yardımcı olacak benzetmelerdir. Bu benzetmeler şiirseldir. Şayet bunları sempati duyarak anlamaya çalışırsan belli bir anlayışa ulaşacaksın ama şayet bunları mantıken anlamaya çalışırsan konunun özünü kaçırırsın. Onlar benzetmedir.

Tıpkı dalgaların okyanus için bir rahatsızlık olması gibi düşünceler de bilinç için bir rahatsızlıktır. Yabancı bir şey; rüzgâr araya girdi. Okyanusa ya da bilince dışarıdan bir şey oldu; rüzgâr ya da düşünceler ve kaos çıktı. Ancak kaos her zaman yüzeydedir. İçe doğru gidersen kontrol elde edilmiştir. Derinliklerde dalgalar yok; olamaz da çünkü derinlere rüzgâr giremez. O yüzden her şey yüzeydedir. İçe doğru gittiğinde kontrol elde edilmiştir. Yüzeyden içeri doğru yönelirsen ansızın merkeze gidersin; yüzey hâlâ rahatsız edilmiş olabilir ama sen rahatsın.

Tüm meditasyon bilimi merkezde olmak dışında bir şey değildir; merkeze doğru yönelmek, orada köklenmek, orada ikamet etmek. Ve oradan tüm perspektif değişir. Artık dalgalar hâlâ orada olabilir ama sana ulaşamaz. Ve artık onların sana ait olmadığını görebilirsin, onlar sadece yüzeyde yabancı bir şeyle yaşanan bir sürtüşmedir.

Ve merkezden baktığında zamanla sürtüşme biter. Zamanla gevşersin. Zamanla elbette güçlü rüzgâr olduğunu ve dalgaların yükseleceğini kabul edersin ama endişelenmezsin ve endişeli olmadığında dalgalardan bile keyif alınır.

Onlarda yanlış olan bir şey yoktur.

Yazının 1.kısmı “ZİHİN VE MEDİTASYON – 1 ” i okumak için buraya tıklayınız.

Yazının 3.kısmı “ZİHİN VE MEDİTASYON – 3 ” ü okumak için buraya tıklayınız.


 

Reklamlar
Tagged with: , , , , , , , , , , , , , ,
Farkındalık - Aydınlanma, Osho kategorisinde yayınlandı
3 comments on “ZİHİN VE MEDİTASYON – 2
  1. […] Reiki & Enerjiler Uyumlama Ve Bilgi Merkezi Reiki Ve Enerjiler Uyumlama Ve Kuantum Bilgi Merkezi İçeriğe atla Ana SayfaEğitimler Ve UyumlamalarFarkındalıkMevlanaOshoEckhart TolleTemel Aura Ve Çakra BilgileriAura (Eterik Beden)ÇakralarİletişimSık Sorulan SorularEn Yeni Paylaşımlarım ← Takyon Gerçekten işe yarıyor mu? ZİHİN VE MEDİTASYON – 2 → […]

  2. […] Reiki & Enerjiler Uyumlama Ve Bilgi Merkezi Reiki Ve Enerjiler Uyumlama Ve Kuantum Bilgi Merkezi İçeriğe atla Ana SayfaEğitimler Ve UyumlamalarFarkındalıkMevlanaOshoEckhart TolleTemel Aura Ve Çakra BilgileriAura (Eterik Beden)ÇakralarİletişimSık Sorulan SorularEn Yeni Paylaşımlarım ← ZİHİN VE MEDİTASYON – 2 […]

  3. […] Yazının 2.kısmı “ZİHİN VE MEDİTASYON – 2” yi okumak için buraya tıklayınız. […]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Acun Kutlu Melis
Accredited Member of WMA,
Member of INHA
Reiki Grand Master&Teacher
Reiki Enerji Ve Kuanum Merkezi - Takyon Türkiye
İletişim:
Email:
acunkutlumelis@gmail.com
Telefon:
0507 966 1026

Bu bloğa abone olmak ve yeni yazı eklendiğinde email ile bilgi almak için önce email adresinizi kutucuğa giriniz sonra "ÜYE OL!" buttonuna basınız.

Diğer 308 takipçiye katılın

Blog Stats
  • 753,116 hits